sakal koymanın hikmetleri ve islamdaki yeri

Yüce dinimiz İslam'ın emrettiği her şeyde bizler için büyük

hikmetler ve faydalar olduğu gibi, yasakladığı her şeyde de pek çok

zararlar ve fitneler vardır.

Dinimizin sakal koymayı emretmesinde de pek çok faydalar ve

hikmetler vardır. Sakalın en önemli hikmetlerinden biri, kişiye

erkeklik şahsiyeti kazandırması ve sahibini kadınlara benzemekten

korumasıdır. Zira erkeğin kadınlara benzemesi, en büyük

haramlardandır. Nitekim karşı cinse benzemenin haramlığını bildiren

birçok Hadis-i Şerifi, daha önceki bazı konularda yazdım. Zaten

Rasûlüllâh (aleyhisselâm) de erkeğin sakalı biter bitmez bırakmasını

emretmektedir.

Sakalı kesmenin en büyük tehlikelerinden biri de, Nisa, 119'da

bildirildiği üzere fıtratı, yani yaratılış şeklini değiştirmiş olmaktır.1610

Bu Âyette şöyle buyruluyor: “(Şeytan) Onları, mutlaka saptıracağım;

onları boş ümitlere düşürüp olmayacak kuruntularla aldatacağım ve

kesinlikle onlara emredeceğim de davarların kulaklarını yaracaklar.

Şüphesiz onlara emredeceğim de, Allâh’ın yarattığını

değiştirecekler....” Buradaki: “Allâh’ın yarattığını değiştirecekler....”

hükmünden, ne kast edildiğini ise ancak Hadislerden öğrenebiliriz!

Zira Peygamberimizin gönderiliş gayelerinden biri de, Kur’ân’ı

açıklamaktır! Nitekim Rabbimiz: “…İnsanlara, kendilerine indirileni

açıklaman için ve düşünüp anlasınlar diye sana da bu Kur'an'ı


1610 ‘Sakalı kesmek; kılık değiştirmektir.’ İbn-i Abidin Reddü’l Muhtar Tercümesi, 4/555.

Erkek çocukları sünnet ettirmek de; Secde, 7; Tîn, 4 ve Nisa, 119’a aykırı

görünüyor. Ama koltuk altı ve etek traşı olmak veya tırnakları kesmek de aynı

konumda sanırım! Ancak hiç koltuk altı ve etek traşı olunmadığını ve tırnakların

kesilmediğini veya sakalların hiç kısaltılmadığını bir düşünelim! 

970

indirdik.” “Sana Kitabı, ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara

açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve

rahmet olarak indirdik.” “Biz, her elçiyi kendi toplumunun dili ile

gönderdik ki, onlara açıkça anlatsın…” (Nahl ,44, 64; İbrahim, 4.)

buyuruyor! Konu ile ilgili Hadisler ise aşağıda verilecek!

Sakal ile beraber bıyığın kazınarak, yüzün tamamen tüysüz

bırakılmasına gelince; bu hal, fıtratı değiştirme ve kadınlara benzeme

yönünden, daha büyük bir felakettir.1611

Bir kişi sakalını kesmekle, sakallı halinin nefsine ağır geldiğini

ortaya koymaktadır! Onun için, Allâh Teâlâ’nın erkeklere has verdiği

“fıtratı” ortadan kaldırma gayretine girmekte ve sakal çıkdıkça

kazıyıp yok etme yoluna gitmektedir.

Fıtratı değiştirme ile ilgili olarak bir Hadis-i Şerif'te

Müslümanlar şöyle uyarılıyor: “Allâh’ın yaratışından yüz çevirerek,

kadınlara benzeyenlere Allâh’ın öfkesi şiddetlidir.”1612

 Başka bir Hadis'te ise: “Sakal fıtrattandır.”.

1613 buyrulmaktadır.

 Bu Hadis-i Şerifler, hem sakalını kesenleri, hem de vücuduna

dövme yaptıranları, kaşlarını ve dişlerini inceltenleri, peruk takanları

veya özürsüz olarak, vücudunda başka değişiklik yapanları

uyarmaktadır! Zira hepsi fıtratı değiştirmektedir!

Sakalın en önemli hikmetlerinden biri, yüzün parlaklığını

örtmesi ve sahibini fitneye sebep olmakdan korumasıdır. Çünkü sakalı

bitmemiş veya sakalını kazıyan kişiler, kadınların dikkatini daha çok

çeker. Böylece, tekrar tekrar bakmaya ve göz zinasına sebep olur.


1611 Kütüb-i Sitte Tercümesi, 7/20-24 arasına bakınız.

1612 Age., 9/480-481. Allâh Teâlâ bu konuda:”Biz insanı en güzel bir biçimde

yarattık” (Tîn, 4.) “O (Allâh) ki her şeyi güzel yarattı ve ilk başta insanı

çamurdan yaratmıştır” (Secde, 7) buyuruyor. O halda sakalı, bıyığı, dişlerin,

kaşların ya da başka bir uzvun şeklini beğenmemenin, yaratılış şeklini

beğenmemek olduğunu kavramak gerekir. Hadis-i Şerif’te de; kısırlaştırma

yaparak, Allâh Teâlâ’nın yarattığı uzvu, estetik yaparak veya kılları yolarak ve

sakalı-bıyığı kazıyarak değiştirenlere lânet edilmektedir! (Ahkâm Hadisleri, 5/101;

Hak Dini Kur’an Dili, 3/88; İbn-i Kesir (arapça), 1/ 557’ye bakınız.)

1613 Müslim, Taharet, 56; Ebu Davud Tahare, 29; Nesâî, Zinet, I.

971

Hâlbuki daha önce de bildirildiği üzere, Nur Sûresi,30 ve 31. Âyet-i

Kerîmelerinde, yabancı erkek ve kadınların, ihtiyaç dışında

Birbirlerine bakmaları yasaklanmıştır. Onun için dinimiz, sakal

çıktığından itibaren bırakılmasını emretmektedir. Bundan dolayı,

belirli bir yaşa kadar sakalı kesip, sonrada hacca gidildiğinde veya

başka bir zaman, hocalara dua yaptırılarak ve böylece işlediği günahı

herkese ilan ederek, sakal koymak da İslam'da yoktur. Zira İslâm,

kişinin işlediği günahın, Rabbi ile kendi arasında kalmasını ve tevbe

edip bir daha işlememesini emretmektedir.

“Sakalı keserek yüzü, kadınların yüz şekline benzetmek,

gayrimüslimlerin adetlerindendir. Bundan dolayı İslâm Şeriatı

sakalın kesilmesini yasaklamıştır.” 1614

Rasûlüllâh (aleyhisselâm), sakal koyma ile ilgili şöyle

buyuruyor: “Müşriklere muhalefet ediniz, sakalı uzatın ve bıyıkları

da iyice kısaltın.”1615 Başka bir Hadis de: “Bıyığından kim

kısaltmazsa, bizden değildir.”

1616


İbn-i Ömer ise: “Rasûlullâh bıyıkları kesmeyi ve sakalları

uzatmayı emretmiştir.” buyurdu.1617

Bu konuda “İbn-i Abbas da şöyle buyurmuştur: “Rasûlüllâh

(Aleyhissalâtü vesselam), bıyıkları kısaltmayı ve sakalı bırakmayı

emretti.”1618


1614 İslâm Fıkhı Ansiklopedisi, 4/372.

1615 Buhari, 12/110; Kütüb-i Sitte Tercümesi, 7/19; Büyük Hadis Külliyatı, 3/146. Bir

rivayette ise: “Herhangi bir konuyu size emredip yasaklamadığım sürece, siz de

beni kendi halime bırakınız. Sizden önceki ümmetleri çok sual sormaları ve

peygamberlerine karşı münakaşaya dalmaları helâk etti. Size herhangi bir şeyi

yasakladığım zaman ondan kesinlikle sakınınız, bir şeyi emrettiğimde de onu,

gücünüz yettiği ölçüde yerine getiriniz.” (Buhârî, İ’tisâm 2; Müslim, Hac 412,

Fezâil 130-131. Ayrıca bk. Tirmizî, İlim 17; Nesâî, Hac 1; İbni Mâce, Mukaddime 1)

Tabii ki bu emretme ve yasaklamada ölçü, Kur’ân’dır!

1616 Kütüb-i Sitte Tercümesi, 7/20.

1617 İslâm Fıkhı Ansiklopedisi, 4/472; Şerhu Müslim, 1/147.

1618 İslâm Fıkhı Ansiklopedisi, 4/372.

972

Görüldüğü üzere Hadis’lerde sakal uzatma için “emir”

kelimesi geçiyor. Yani özendirme değil!

Bu konuda Reddü’l-Muhtar’da şöyle denilmekte: “Erkeğin

yüzünden tüyleri sıyırması, yani sakalını kesmesi haramdır.” Aynı

kitabın başka bir yerinde ise: “Erkeğin sakalını kazıması ve kadının

saçlarını kazıması kılık değiştirme, yani Allâh Teâlâ’nın yarattığı

şekli ve fıtratı beğenmeyip, değiştirmesidir."1619 denmektedir. Dört

mezhebin imamları olan İmam Ebu Hanife, İmam Mâlik, İmam

Ahmed ve İmam Şâfii de sakal traşının haramlığı konusunda ittifak

içindedirler. (El-Menhel’ül Azb’ül Mevrüd, 1/186.) İmam Şâfii “el-Ümm” de:

“Sakalı traş etmek haramdır.” demiştir.1620

Şâfii Mezhebinde sakalı kesmeye mekruh (kerih, çirkin ve

sevilmeyen bir hal) diyenler, sonradan gelelerin bir kısmıdır. Bunlar

ise, konu ile ilgili “delilleri” göz önünde tutmayarak, dört mezhebin

imamlarına muhalefet etmişlerdir! Halbu ki hüküm çıkarmada, önce

konu ile ilgili Âyetlere, sonra Sünnete, daha sonra da sahabelerin

ittifakına bakılır. Sahabeler arasında ittifak yoksa müçtehit serbesttir.

Sakal koyma konusunda ise sahabeler ittifak halindedirler.(“Kerih,

mekruh: “Beğenmemek, çirkin görmek” anlamlarına geldiğine dair bilgi için; Tevbe, 48,

54, 81 ve Muhammed, 9, 26 ve 29’ bakınız.)

Onun için sakal koyma konusu, saç-sakal boyama konusu ile

karşılaştırılmamalıdır. Zira saç ve sakal boyaması ile ilgili rivayetler

Birbirleri ile çelişen hükümler içermektedirler! Bu konudaki bazı

rivayetler şöyle:

Bir rivayette: “Yahudi ve Hristiyanlar saçlarını boyamazlar. Siz

onlara muhalefet edin.” denir.1621


1619 İbn-i Abidin Reddü’l Muhtar Tercümesi, 4/329, 555; 15/406, 492; Hak dini Kur’ân

Dili, 3/88; İbn-i Kesir, 1/557.

 Şarap içirene teşekkür edenlerin başlarına gelen acı bir felaketi ibretle okumak

için, Kütüb-i Sitte Tercümesi, 14/50-51’e bakınız.

1620 Üsmüd’ül-Ayneyn, İbn-i Hacer el Heytemi, Mısır, 1355 (1936).

1621 Buhari ve beş kitap; Büyük Hadis Külliyatı, 3/147. Dikkat edilirse, burada renk farkı

gözetilmiyor.

973

 Sağlam denilen üç zıt rivayetin birinde: “Peygamberimiz

sakalını vers (bir boya türü) ve za’feranla boyardı.” denir. Başka

rivayette: “Peygamberimiz sakalına kına sürdü.” denilir. “Öbür

rivayette ise: “Erkeğin za’feran sürmesi yasaklanmıştır.” denir.1622

Sağlam denilen başka rivayette: “… Peygamberimiz ne

sakalını, ne de saçını boyamıştır.” der.1623

Ağaran saçla ilgili bir rivayette: “Kim Müslüman olduğu halde,

saçından bir kıl ağarırsa bu, Kıyamet günü onun için bir nur.” denir.1624

Maal’esef bir rivayette ise: “Enes efendimize, Peygamber

efendimizin saçındaki aklardan sorulunca şöyle dediği aktarılır: “Allah

onu beyazla çirkinleştirmemiştir.”1625

Halbu ki Meryem Sûresi 4’de Zekeriyya alehisselâmın saçının

ağarmasından bahsediyor. Saç beyazlığı çirkinlik olsa peygamberlerde

olur mu?

 Bir rivayette Ebu Kuhafe için: “… hanımlarına götürün, saçını

siyah hariç, başka bir renkle boyasın.” denir.

 Öbüründe ise: “Kullandığınız en iyi boya, şu siyahtır…”

denir.1626

Yani Hadisler; sakal koymanın Müslüman erkeklere İslam’ın bir

emri olduğuna işaret etmektedir. Zira ilgil Hadislerde ihtilâf yoktur.

Bundan dolayı mümkünse sakala ustura ve jilet vurulmamalı, zorda

kalan, en azından saç makinası ile kısaltmalıdır. Eğer resmi bir dairede

çalıştığından dolayı sakalını koyamıyorsa, hiç olmazsa bıyığını dipten

kazımamalıdır. Böylece biraz olsun kadınlara benzemekten uzak

kalmış olur. Ayrıca sakalını kestiğinden dolayı ise, Allâh Teâlâ’dan

bağış dilemelidir.

Daha önce, “küfür sözler” bölümünde de söylediğim gibi;

haram bir şey yiyen veya içenlere:, bereketli olsun, mübarek olsun.”


1622 Büyük Hadis Külliyatı, 3/148, 150.

1623 Age., 3/150.

1624 Kütüb-i S. Tercümesi, 13/90.

1625 Kütüb-i S. Tercümesi, 15/219.

1626 Kütüb-i Sitte Tercümesi, 17/481.

974

sözlerinin veya benzeri cümlelerin kullanılması yanlıştır. Yine haram

bir iş yapan kişiye veya özürsüz fıtrata müdahale edene; “kolay gelsin

veya Sıhhatler olsun ” demek de yanlıştır! Zira burada yanlış bir şeyi

onaylama vardır. Ayrıca fıtratı bozmak, yaratılışı beğenmemektir. O

halde böyle bir eylem içinde olan kişiye; “Sıhhatler olsun” demek;

fıtratı bir hastalık ve rahatsızlık olarak görmek ve onu yok edene veya

bozana, kurtulduğu için dua etmektir! Onun için, berberde olsun

başka yerde olsun, sakalını kazıyan veya kazıtan kişiye, “Sıhhatler

olsun!” demek de yanlış bir davranıştır. Zira kişi bu sözü ile hem

yukarıda aktardığım sakal koymayı “emreden” Hadis-i Şeriflere, hem

de: “(Şeytan) Onları, mutlaka saptıracağım; onları boş ümitlere

düşürüp olmayacak kuruntularla aldatacağım ve kesinlikle onlara

emredeceğim de davarların kulaklarını yaracaklar. Şüphesiz onlara

emredeceğim de, Allâh’ın yarattığını değiştirecekler....”1627 meâlindeki

Âyet-i Kerime'ye aykırı davranmaktadır. Zira bu Âyetten

anlaşıldığına göre; sakalı kazıyan kişi, yüzündeki sakalı

beğenmeyerek yaratılıştan gelen erkeklere ait bir özelliğini

değiştirme çabasına girmektedir! Bu durum, bütün haramlar ve fıtrat

değişiklikleri için geçerlidir. Ancak yine de Allah Teâlâ Âyetten ne

murat ettiğini kendi bilir!

 Yine bu Âyetten anlaşıldığına göre; “kaşlarını alana, dişlerini

inceltene, dövme yaptırana, bir kaza geçirip organlarda tahribat

olmaksızın veya bir rahatsızlık bulunmaksızın, güzel görünmek

için ameliyat yaptırana; “sıhhatler olsun” demek sakıncalıdır. Ayrıca

sakalı kazırken veya diğer fıtrat değişikliği yapılan haraketlere


1627 Nisa, 119. Nisa Sûresi, 119’un tefsirinde: “Fıtratı değiştirme eylemlerinden

birinin de sakalı ve bıyığı kazımak olduğu bildirilmekte ve bunun yanında

kadınların erkek işlerini üstlenmeleri, dişlerin ve diğer azaların şekillerinin

değiştirilmesi, kısırlaştırma ve dini hükümlerin yerine, beşeri sistemleri

koymak da, Allah (Celle Celâlühü)’ın yarattıklarını değiştirme kategorisine

girer.” denmektedir. (Hak dini Kur’ân Dili, 3/88; İbn-i Kesir; 1/557, Tefhimu’lKur’ân, 1/408.) Fıtrat için, Tâhâ, 50’ye de bakınız.

975

başlarken “besmele” çekmek de verilen delillere göre yanlıştır! Zira

günah işlerken “besmele” çekilmez!

Şu Hadis’i şerif’de bu durumları özetlenmiştir: “İbn-i Mes’ud

(radıyallâhü anh)’dan: ”Allâh, güzel (ve genç) görünmek için döğme

yaptıran kadınlara, yüzünün kıllarını aldıran kadınlara, dişlerinin

aralarını açtıran kadınlara, Allâh’ın yarattığı (biçim ve görünümü)

değiştiren kadınlara lânet etmiştir.” İbn-i Mes’ud devamla diyor ki:

“Allâh ve Rasülü’nün lânet ettiği kimseye ben niye lânet

etmeyeyim…”1628 Acaba kaşlarını kazıyan bir kadınla yolan arasında

bir fark gözetilebilir mi? Bence kaşları kazımak veya yolmakla, sakalı

kazımak veya yolmak arasında bir fark yoktur! Doğruyu Rabbimiz

bilir!

 Ancak İslam'ın ölçülerine uygun saçını tıraş ettirenlere ve

sakalını düzelttirenlere “Sıhhatler olsun.” denilebilir.

Yine faizli kredi kullananlara veya herhangi bir davranışı ile

faiz müesseselerini destekleyenlere, faiz müsseseleri ile ilgili işlemleri

için; “Hayırlı olsun!” demek de, aynı sakıncayı içermektedir. Zira bu

saydığım işlemler de, dinimizce yasaklanmış ve yapanlar Allâh Teâlâ

tarafından lânetlenmiştir.1629

Şunu da unutmayalım ki; herhangi bir sünneti çiğnemek veya

uygulamadan kaldırmak için çalışan biri için bile: “Hayırlı olsun,

mübarek olsun veya güzel olmuş, iyi yapmışsın.” ve benzeri sözler

söylemek, yanlış olduğuna göre, sakalı kazımaya nasıl yanlış

diyemeyiz?

Örnek: Misvak için peygamber efendimiz: “Zorluk

vermiyeceğimi bilsem misvak kullanmayı ümmetime emrederdim.”

buyurur. (Buhari, Cum’a, 8; Müslim, Taharat, 15.) Ama emretmedi,

tavsiye ediyor. Sakalı ise pek çok Hadis’de emredilmiştir! Bu duruma

rağmen bir Müslüman misvak için: “Ben bunun tavsiye edilmesini


1628 Ahkâm Hadisleri, 5/101.

1629 Bu konulardaki Hadis-i Şerifler için, Kütüb-i Sitte Tercümesi, 7/13-14, 46-47’ye ve

İbn-i Abidin Reddü’l Muhtar Tercümesi, 15/492’ye bakınız.

Şarap içirene teşekkür edenlerin başlarına gelen acı bir felaketi ibretle okumak

için, Kütüb-i Sitte Tercümesi, 14/50-51’e bakınız. 

976

yersiz ve anlamsız buluyorum.” dese, bu kişi İslam açısından nasıl

değerledirilir? Sakalı kazıyan için ise: “Sıhhatler olsun.” demek:

“Sakalı kazıdığın için görüntünü düzelttin, güzelleştirdin ve yüzünü

sakaldan selâmete çıkardın, bu görünüşüne “sıhhatler olsun”, demek

değil mi? Böyle bir düşünce ise İslam akidesine aykırı değil midir?

Bu durumun, ezanı veya cemaatle namaz kılmayı yasaklayanı

“teprik etmekten” ne farkı var? Halbu ki ezan okumadan ve cemaat

olmadan namaz kılınabilir! Ama sakalsız olmaya ruhsat

bulunmamaktadır! Yani İslamın her hükmü yücedir. Müslüman da

onların ihlâli durumunda “yanlış söz” kullanamaz. En azından

içinden buğuz ederek susar! Aslında susmak bile imanın en zayıf

konumudur.1630

Din İşleri Yüksek Kuruluna; İşverenlerin, çalışanlardan sakal

koymak isteyenlere engel olması ile ilgili olarak sorduğum soruya,

şöyle cevap verilmiştir: “Bir işverenin kamu yararını gerektiren

zorunlu bir durum olmadıkça çalışanlarına sakal koymayı

yasaklaması uygun değildir.”1631

Bütün bunların yanında, şunu da söylemem gerekir ki;

maal’esef bir fiili İslam'ın emri olarak yapmamız gerekiyorsa, şeytan

bütün gücü ile onu engellemeye ve çirkin göstermeye çalışıyor ve

uygulatmıyor. Eğer bir kişi aynı fiili, sırf görüntüsünü değiştirip

nefsinin istediği bir hal almak için yapmak istiyorsa, Şeytan bu

uygulamayı teşvik ediyor ve güzel gösteriyor! İslâm için sakal koymak

isteyipde koymayanlar ile süs için sakal koyanların durumu, bu

konuya en açık örnektir. Onun için İslam’da, fiilller ve sözler niyete

göre değer kazanır! Yani sevap veya günah olur! (Kütübi Sitte T., 16/9.)

Yukarıda özetlediğim konu ve benzeri konularda elde edilen

“kazançlarla” ilgili olarak DİYK'na sorduğum soru ve cevabı

aşağıdadır:

“Sayın Hocam!


1630 Kütüb-i Sitte Tercümesi, 1/229-230’a bakınız.

1631 Evrak Tarih ve Sayısı: 08/11/2016-E.51881. Sayı :69942030-105. 

977

Faiz sistemi ile çalışan bir banka'daki çalışanın çayını içebilir

miyiz? Yine bir berber sakal traşından da para kazandığı için, onun da

çayını içebilir miyiz? Zira bildiğiniz gibi sakal fıtrattır. bu fıtratı

bozmak, kaş almak veya diş inceltmek gibi haram değil midir?

Cevap:

“Bir kimsenin, kazancının tamamını hile, kumar, hırsızlık,

gasb, faiz ve rüşvet gibi gayri meşru yollarla elde ettiği biliniyorsa;

böyle birinin ikramını kabul etmek caiz değildir. Ancak gelirlerinin

çoğunluğunu meşru yollardan kazandığı halde zaman zamanda

kazancına haram kattığı biliniyorsa, bu kimsenin yapmış olduğu

ikramı ise, tamamen reddetmeksizin hatırı kırılmayacak bir şekilde

azca kabul etmekte sakınca yoktur. Çünkü böyle kişilerin

kazançları, haram- helal karışık bir vaziyettedir. Bu nedenlede bu

ikram kabul edilirken gönülden helal kısmından almaya niyet

edilir.”1632

Bıyık hakkında, Rasûlüllâh (aleyhisselâm)’den gelen değişik

rivâyetler var. Bir kısım Hadis-i Şeriflerde bıyıklarınızı kesin derken,

diğer bir kısmında, “Bıyıklarınızı kısaltın!” deniliyor. Bunların

yanında bir de uygulaması naklediliyor ve Rasûlüllâh

(aleyhisselâm)’ın, misvakını bıyığının üzerine koyarak, üzerinde

kalanları kestiği rivâyet ediliyor. Bazı fıkıh kitaplaında ise, bıyığın kaş

kadar olabileceği bildiriliyor.1633 Buradan çıkan hüküm, bıyığın kabarık

olmaması ve üst dudağı bastıracak şekilde uzun olmamasıdır.

Bir Hadis-i Şerif'te de: “Bıyığından (fazlasını) almayan bizden

değildir.” buyruluyor.1634


1632 08.09.2011 tarihli ve 08092011162020 kayıt no’lu, dini Sorular Komisyonu’na

sorduğunuz sorunuzun cevabı.

1633 Kütüb-i Sitte Tercümesi, 7/22. İhyau Ulumi’d-Din Tercümesi, 1/377; Fetevayı

Hindiye Tercümesi, 12/132-133. Bir rivayette; Ömer efendimizin, öfkelendiği

zaman bıyığını kıvırıp homurdandığı aktarılır. (Büyük Hadis Külliyatı, 3/147.)

Kaşlardan fazla kısmın kesilebileceği, Hindiye Tercümesi, 12/133’de

bildirilmiştir.

1634 Ahkâm Hadisleri, 1/172. Cum’a günü namaza çıkmadan tırnakları kesmek ve

bıyıkları makaslamak sünnettir. (Büyük H. Külliyatı, 1/276.)

978

Sonuç olarak; sakal ve bıyıkta, sünnette bildirilen ölçüyü

gözetmek gerekir. Bazılarının yaptığı gibi bıyıkların üst dudağı

geçecek şekilde bırakmak caiz olmadığı gibi, sakalı da bir tutamdan

fazla uzatmak mekruhtur, yani günahtır ve böyle bir sakal, kişinin

aklının hafifliğini gösterir.1635 Onun için, sakalın bir tutamdan fazlasını

kesmek vacibdir.1636

“Sakalın, en fazla bir tutam olması gerektiği görüşü Ömer

efendimize aittir. Rivâyete göre, sakalını fazla uzatan birini görünce,

sakalından asılarak ikaz etmiş, arkadan da birisine emrederek: “Bir

tutamdan fazlasını” kestirmiştir. Sonra da adama yönelip: “Git saçını

düzelt!” diye emretmiş ve: “Niye sizden bazıları kendine bakmayıp

yırtıcı hayvanlardan biri gibi başıboş bırakıyor!” demiştir.

Ebu Hureyre ve İbn-i Ömer gibi ashabtan bazıları sakallarını

avuçlayıp tutamdan arta kalan kısmı kestikleri rivâyet edilmiştir.

Bu konuda Abdullah İbni Amr İbni'l-As (radiyallâhü anhuma)

şöyle anlatıyor: Resülüllâh (aleyhisselâm) sakalından enine ve

boyuna alırdı."1637

Âlimlerden bazıları sakalın genişliğine büyümesininde sınır

getirlimesi gerektiğini söylemiştir. Çünkü bu durum, kişinin itibarına

tesir edecek çirkinliğe sebep olabilir. Aslında sakalın uzunluğu

hususunda sünnetten gelen bir delil yoktur. Âlimler, örfü ve salim

zevki dikkate alarak bu hükme varmışlardır. Zira hiçbir kısaltma

yapmayarak enine ve boyuna büyüyen sakal çirkinlik oluşturabilir.

 Günümüzde yaygın olan “top sakal” da, Müslüman

olmayanlara benzeme ve İslam'ın emrettiği sakal şeklini

beğenmemekdir!

Bu konuda DİB, DİYK şöyle demiştir:

“İnsanları en güzel şekilde yaratan Cenâb-ı Allâh peygamberleri

vasıtasıyla kulluk görevlerini onlara bildirdiği ve öğrettiği gibi, kılıkkıyafetlerini de belirlemiştir. Peygamberimiz (aleyhissalâtü vesselam)'in

zaman zaman saçını uzattığını, bunların bakımına çok dikkat ettiğini ve


1635 İbn-i Abidin Reddü’l Muhtar Tercümesi, 15/497, 498.

1636 Age., 4/329; Fetayı Hindiye Tercümesi, 12/133.

1637 Tirmizi, Edeb 17, (2763)

979

saçlarını uzatmak isteyenlere de şu uyarıda bulunduğunu görmekteyiz.”Kim

saç bırakmışsa, onun bakımına dikkat etsin.”1638 Âişe (radıyallâhü

anha)'den rivayet edilen bir Hadislerinde “On şey fıtrattandır:

Bıyıkları kesmek; sakalı salıvermek; misvak ile ağzı, dişleri

temizlemek; su ile burnu temizlemek; tırnakları kesmek; kirlerin

barınabileceği yerleri yıkamak; koltuk altındaki kılları gidermek,

kasıkları tıraş etmek; necaset yolunu su ile pak eylemektir.”1639

buyurmuşlardır. Yürüme, yemek yeme, bazı vasıtaları kullanma ile

ilim ve teknikte kullanılan metotlardaki tabiî benzeşme dışında

Müslümanların kendi inançlarına ters düşenlere benzemeleri dünyada

şahsiyet zafiyetine neden olur ve zaman geçtikçe kendilerine ve

değerlerine yabancılaşmalarına da yol açar. Bundan dolayı olsa gerek

ki, Muhammed (s.a.v) ümmetini, kılık kıyafet ve dış görünüşleri

bakımından müşriklere benzemekten alıkoymuş; “Kim bir kavme

benzerse, onlardandır.”1640 hadisiyle Müslümanları uyarmıştır. Bu

itibarla, bir bütün halinde yaşanması gerekli olan İslâm dininin,

Müslümanlardan tatbik edilmesini istediği ana prensiplerinden biri

de; ferdî, ailevî ve sosyal hayatın her bir safhasında batıl din ve ideoloji

mensuplarına benzemek (teşebbüh)den sakınmaktadır. Top sakal ve

kulak memelerine kadar faul uzatmak, çeşitli duygu ve akımların

sonucu olarak yabancı kültüre imrenme ve taklit unsurları nedeniyle

yapıldığından sakıncalı olacağı tabiidir ve dinimizce uygun

değildir.”1641

Bazı tarikat mensuplarından: “Bu zamanda sakal koymak

fitneye sebep olur. Onun için biz koymuyoruz.” sözünü söyleyenler

için, Din İşleri Yüksek Kurulu şu cevabı bildirdi: “Peygamber

efendimiz: “Müşriklere muhalefet edin (benzemeyin), sakalı bırakın,


1638 Ebu Davud, Sünen, IV, 74, No:4062.

1639 Müslim, Tahare, 56; Ebu Davud Tahare, 29; Nesâî, Zinet, I; Kütüb-i Sitte, Hadis

no: 2123.

1640 Ebu Davud, Libas, 4.

1641 18.12.2010 tarihli ve 18122010125809 kayıt nolu, Dini Sorular Komisyonu’na

sorduğunuz sorunuzun cevabı, 22.12.2010..

980

bıyıkları kırpın.” buyurmuştur. Onun için bu tür mülâhazalar

kişilerin kendilerini bağlar."1642 Ayrıca görüldüğü gibi Hadis’te “saklalı

uzatın” emri var. Tavsiye veya özendirme değil!

Mustafa İslamoğlu’na, bir genç kardeşimizin: “Hocam, sakala

sadece fıkhî yönden bakılmasının onun yaşam tarzı, bir peygamber

tarzı olma durumunu göz ardı ettiği kanaatindeyim. Muvahhid

bilinçli bir Müslüman şahıs sakala sünnet-i nebevi, tarz-ı nebevi olarak

bakmalı. Şuan üniversite öğrencisiyim. Üniversite bir bakıma hayat

tarzlarının ortaya konduğu bir mekân... Böyle olmasa bile bizler İslamî

misyonumuza uygun vizyonumuzu sergilemeliyiz. Bu kulluğun

sosyal boyutunun bir boyutudur. Hocam, daima aynı uzunlukta

bırakamasam da sakal bırakma düşüncesinin bende kaybolmaması

için ekseri zamanlarda sakalımı bırakıyorum ki o kadar uzun da

olmuyor. Bu konuda görüşünüzü öğrenmek istiyorum. İleride

öğretmen olma durumumdan dolayı çevremdeki tecrübe sahipleri

(ilim sahipleri değil ama tecrübe ilim olarak kullanılıyor) şimdiden hiç

sakala bulaşmamamı istiyorlar. Bu da canımı sıkıyor. Ben sakalı

bırakıp daha sonra insiyatifimin dışında kessem ve hâlâ sakal bırakma

özlemi içerisinde olsam kendimi çok da kötü hissetmem. Görüşünüzü

almam kalbî olarak beni rahatlatacaktır.” sorusu üzerine, gence şu

cevabı göndermiştir:

“Sakal konusundaki yaklaşımınız gayet isabetli ve dengeli.

Kur’ân’ın inşâ ettiği selim akıl için yol birdir demek ki. Bu fakir aynen

öyle düşünüyor. Sakalı fıkhî bir konsepte hapsetmek doğru değil.

Esasen her şeye fıkhî hükümlerden (farz, vacip, sünnet, müstehap,

mübah, müfsit, mekruh, haram) yola çıkarak bir değer biçmeye

çalışmak Müslümanı bazen vartaya düşürüyor. Bazı hususlar bu

ahkâmı çok çok aşmaktadır. Ahkâm-ı insaniyye, ahkâm-ı beşeriyye,

ahkâm-ı ictimaiyye, adab-ı içtimaiyye ne olacak? Bazı şeyler vardır ki,

haram veya mekruh değildir ama Allah'a karşı ayıptır. Mesela bir

Müslümanın helalinden kazandığını gidip çok lüks sofrada fakirin bir


1642 29052011225610 nolu, 02.6.2011 tarihli fetva. (DİYK.)

981

aylık geçimini bir öğünde tüketmesi gibi... Bunu helal ve haram

lafızlarıyla değerlendiremezsiniz. Bu Allah’a karşı ayıp olur.

Sakal da öyle... Farz mı, sünnet mi, mubah mı tartışması sakalın

işlevini tam anlamamanın bir ürünü... Sakal öncelikle fıtratın

sünnetidir, bu bir. Allah erkeğin yüzünü sakalla süslemiş, öyle

yaratmıştır. Kadını sakallı görmek ne kadar acipse, erkeği sakalsız

görmek de o kadar acip olmalı değil miydi?

İkincisi: Sakala sünnet diyeceksek, peygamberimiz sakallı

olduğu için değil (ki o zaman herkes sakallıydı) bugün bizde bir

Müslüman kimliğini temsil ettiği için sünnet diyeceğiz. Çünkü sünnet

olan bir Müslüman kimliği oluşturmaktır. Yaşadığınız çağda kendini

Müslüman kimliğiyle tanımlamayan herkes sizin sakalınızı görünce

aklına ilk gelen Müslüman kimliğiniz oluyorsa, bu durumda sakal

Müslüman kimliğinin alamet-i farikası olmuş demektir. Bu takdirde

sakal bırakmak sünnet-i müekkede, hatta kimliğinizi belli

etmemenizden dolayı sizi harama zorlayan ortamlarda farz

mesabesindedir. Bu son durumda sakal sizi bazı haramlardan korur.

Kişinin haramdan kaçması farzdır. Sakal da bunun aracı olduğu için

tıpkı namaza göre abdestin hükmü neyse o hükmü alır. Efendimiz

Mekke'de saçlarını ikiye ayırıyordu. Medine'ye gelince yanlara saldı.

Oysaki Mekkeli müşrikler salıyorlar, Medineli Yahudiler ikiye

ayırıyorlardı. Şimdi hangisi sünnet? İkisi de değil. Peki, sünnet ne bu

konuda: içinde bulunduğunuz toplumda Müslüman tarzı ve kimliği

oluşturmak. Fakir, kendi sakalına işte bu gözle bakmaktadır. Size

sakala bulaşma diyenler, kendilerinin neye bulaştıklarını düşünmemiş

olanlardır. Ben Müslüman erkeğin sakalını, şehrin minarelerine

benzetirim. Minare şehrin kimliği, sakal mü’min erkeğin kimliği,

başörtüsü mü’min kadının kimliğidir.”1643


1643 Soru tarihi: 31.10.2007.

982

Âlimlerin Sakalla İlgili Belirlediği Bazı Hükümler:

Sakalın İslam'ın adabına uygun olması gerekir. Âlimler bu

edebi bozan durumları tesbit etmişlerdir. Nevevî, Müslim Şerhi’nde şu

açıklamayı yapmıştır.

“İranlılar sakalı kökünden kazırlardı. İslâm Şeriatı bunu

yasakladı. Âlimler sakal için 12 mekruhtan söz ederler. Bunlardan

bir kısmı hafif, bir kısmı da şiddetlidir. (Dokuz tanesi şunlardır:)

Şöyle ki:

1- Sakalı kökünden kazımak erkekler için haramdır. Kadınlarda

sakal çıkması durumunda onların çıkan sakalı yolması müstehabtır.

Bir Hadis'te ise kadınların sakallarını yolmaları yasaklanmıştır.1644

2- Sakalın cihad gâyesi dışında siyaha boyanması. (Siyah sakallı

olmak düşman üzerinde genç ve güçlü intibaını vereceği için,

mücahidin siyaha boyaması caizdir.)

3- Başkanlık elde etmek veya kendisini mürşidlerden

(şeyhlerden) zannettirerek saçları kibrit veya başka birşeyle ağartarak,

yaşlılığa bürünmede acele etmek.

4- Parlaklığı devam ettirmek kastıyla, sakal yeni çıkmaya

başlayınca, ilk çıkan tüyleri yolmak ve tıraş etmek.

5- Yaşlılıkta çıkan beyaz kılları yolmak.

6- Kadınlara ve başkalarına güzel görünmek için sakalı bölük

bölük ayırmak.

7- Sakalın şakak kısmından ilave veya noksanlarla ya da bazı

kısımlarından yolmalar suretiyle sakalı az veya çok yapmak.

8- Takva sahibi gibi görünmek için sakalı bakımsız

karmakarışık bırakıvermek.

9- Salihlere benzemek kastıyla sarıya boyamak, sünnet niyetiyle

olursa caizdir.”1645

Özetle söylersek: Sakal, Fıtratı koruma yönü ile Kur’an’dan bir

emir ve başka milletlere benzememek için, sünnetle yapılması istenen


1644 Ahkâm Hadisleri, 5/101.

1645 Kütüb-i Sitte Tercümesi, 7/23, 24.

983

bir emir ve kulluk görevidir. Zaten başka konularda da sünnetle

bildirilen birçok emir ve yasaklar da vardır. Hamr’ın dışındaki içki

çeşitleri, eti yenecek hayvanların cinsleri, ibadetlerin şekilleri ve

miktarları bunlardandır.

Sakal konusunu işlemişken, birde saçta yasak olan tıraş şeklini

aktarmayı uygun gördüm. Pek çok kişi tıraş olduğunda, saçının her

tarafından eşit bir şekilde aldırmamaktadır Bazı kişiler ise, çocuğunu

tıraş ettirirken, saçının tamamını alıp, yalnız alnın üst kısmında bir

parça bıraktırmaktadırlar. Yine zamanımız gençleri arasında, Amerikan

traşı denilen, kulakların üst kısımlarından çepe çevre alınma şekli çok

yaygındır. Bu anlatılan tıraş şekilleri, yani saçın bir kısmını alıp bir

kısmını bırakma uygulaması İslam'da yasaktır. Bu tip tıraş şekillerini

yasaklayan pek çok Hadis-i Şerif var. Bunlardan birinin meâli şöyledir:

“Nafi’ (rahimehullah) İbn-i Ömer (Radıyâllâhü anh)’in şu sözünü

nakleder: “Rasûlüllâh (aleyhisselâm) kaza’ı yasakladı.” deyince,

“Kaza’ nedir?” diye sordular. Şöyle açıkladı: “Kişi başını traş eder,

ancak şurada burada bazı yerleri kesmez, olduğu gibi bırakır.” Ravi,

bunu söylerken alnına ve başının iki yanına işaret etti.1646

BAŞA DÖN