Yüce dinimiz İslam'ın emrettiği her şeyde bizler için büyük
hikmetler ve faydalar olduğu gibi, yasakladığı her şeyde de pek çok
zararlar ve fitneler vardır.
Dinimizin sakal koymayı emretmesinde de pek çok faydalar ve
hikmetler vardır. Sakalın en önemli hikmetlerinden biri, kişiye
erkeklik şahsiyeti kazandırması ve sahibini kadınlara benzemekten
korumasıdır. Zira erkeğin kadınlara benzemesi, en büyük
haramlardandır. Nitekim karşı cinse benzemenin haramlığını bildiren
birçok Hadis-i Şerifi, daha önceki bazı konularda yazdım. Zaten
Rasûlüllâh (aleyhisselâm) de erkeğin sakalı biter bitmez bırakmasını
emretmektedir.
Sakalı kesmenin en büyük tehlikelerinden biri de, Nisa, 119'da
bildirildiği üzere fıtratı, yani yaratılış şeklini değiştirmiş olmaktır.1610
Bu Âyette şöyle buyruluyor: “(Şeytan) Onları, mutlaka saptıracağım;
onları boş ümitlere düşürüp olmayacak kuruntularla aldatacağım ve
kesinlikle onlara emredeceğim de davarların kulaklarını yaracaklar.
Şüphesiz onlara emredeceğim de, Allâh’ın yarattığını
değiştirecekler....” Buradaki: “Allâh’ın yarattığını değiştirecekler....”
hükmünden, ne kast edildiğini ise ancak Hadislerden öğrenebiliriz!
Zira Peygamberimizin gönderiliş gayelerinden biri de, Kur’ân’ı
açıklamaktır! Nitekim Rabbimiz: “…İnsanlara, kendilerine indirileni
açıklaman için ve düşünüp anlasınlar diye sana da bu Kur'an'ı
1610 ‘Sakalı kesmek; kılık değiştirmektir.’ İbn-i Abidin Reddü’l Muhtar Tercümesi, 4/555.
Erkek çocukları sünnet ettirmek de; Secde, 7; Tîn, 4 ve Nisa, 119’a aykırı
görünüyor. Ama koltuk altı ve etek traşı olmak veya tırnakları kesmek de aynı
konumda sanırım! Ancak hiç koltuk altı ve etek traşı olunmadığını ve tırnakların
kesilmediğini veya sakalların hiç kısaltılmadığını bir düşünelim!
970
indirdik.” “Sana Kitabı, ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara
açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve
rahmet olarak indirdik.” “Biz, her elçiyi kendi toplumunun dili ile
gönderdik ki, onlara açıkça anlatsın…” (Nahl ,44, 64; İbrahim, 4.)
buyuruyor! Konu ile ilgili Hadisler ise aşağıda verilecek!
Sakal ile beraber bıyığın kazınarak, yüzün tamamen tüysüz
bırakılmasına gelince; bu hal, fıtratı değiştirme ve kadınlara benzeme
yönünden, daha büyük bir felakettir.1611
Bir kişi sakalını kesmekle, sakallı halinin nefsine ağır geldiğini
ortaya koymaktadır! Onun için, Allâh Teâlâ’nın erkeklere has verdiği
“fıtratı” ortadan kaldırma gayretine girmekte ve sakal çıkdıkça
kazıyıp yok etme yoluna gitmektedir.
Fıtratı değiştirme ile ilgili olarak bir Hadis-i Şerif'te
Müslümanlar şöyle uyarılıyor: “Allâh’ın yaratışından yüz çevirerek,
kadınlara benzeyenlere Allâh’ın öfkesi şiddetlidir.”1612
Başka bir Hadis'te ise: “Sakal fıtrattandır.”.
1613 buyrulmaktadır.
Bu Hadis-i Şerifler, hem sakalını kesenleri, hem de vücuduna
dövme yaptıranları, kaşlarını ve dişlerini inceltenleri, peruk takanları
veya özürsüz olarak, vücudunda başka değişiklik yapanları
uyarmaktadır! Zira hepsi fıtratı değiştirmektedir!
Sakalın en önemli hikmetlerinden biri, yüzün parlaklığını
örtmesi ve sahibini fitneye sebep olmakdan korumasıdır. Çünkü sakalı
bitmemiş veya sakalını kazıyan kişiler, kadınların dikkatini daha çok
çeker. Böylece, tekrar tekrar bakmaya ve göz zinasına sebep olur.
1611 Kütüb-i Sitte Tercümesi, 7/20-24 arasına bakınız.
1612 Age., 9/480-481. Allâh Teâlâ bu konuda:”Biz insanı en güzel bir biçimde
yarattık” (Tîn, 4.) “O (Allâh) ki her şeyi güzel yarattı ve ilk başta insanı
çamurdan yaratmıştır” (Secde, 7) buyuruyor. O halda sakalı, bıyığı, dişlerin,
kaşların ya da başka bir uzvun şeklini beğenmemenin, yaratılış şeklini
beğenmemek olduğunu kavramak gerekir. Hadis-i Şerif’te de; kısırlaştırma
yaparak, Allâh Teâlâ’nın yarattığı uzvu, estetik yaparak veya kılları yolarak ve
sakalı-bıyığı kazıyarak değiştirenlere lânet edilmektedir! (Ahkâm Hadisleri, 5/101;
Hak Dini Kur’an Dili, 3/88; İbn-i Kesir (arapça), 1/ 557’ye bakınız.)
1613 Müslim, Taharet, 56; Ebu Davud Tahare, 29; Nesâî, Zinet, I.
971
Hâlbuki daha önce de bildirildiği üzere, Nur Sûresi,30 ve 31. Âyet-i
Kerîmelerinde, yabancı erkek ve kadınların, ihtiyaç dışında
Birbirlerine bakmaları yasaklanmıştır. Onun için dinimiz, sakal
çıktığından itibaren bırakılmasını emretmektedir. Bundan dolayı,
belirli bir yaşa kadar sakalı kesip, sonrada hacca gidildiğinde veya
başka bir zaman, hocalara dua yaptırılarak ve böylece işlediği günahı
herkese ilan ederek, sakal koymak da İslam'da yoktur. Zira İslâm,
kişinin işlediği günahın, Rabbi ile kendi arasında kalmasını ve tevbe
edip bir daha işlememesini emretmektedir.
“Sakalı keserek yüzü, kadınların yüz şekline benzetmek,
gayrimüslimlerin adetlerindendir. Bundan dolayı İslâm Şeriatı
sakalın kesilmesini yasaklamıştır.” 1614
Rasûlüllâh (aleyhisselâm), sakal koyma ile ilgili şöyle
buyuruyor: “Müşriklere muhalefet ediniz, sakalı uzatın ve bıyıkları
da iyice kısaltın.”1615 Başka bir Hadis de: “Bıyığından kim
kısaltmazsa, bizden değildir.”
1616
İbn-i Ömer ise: “Rasûlullâh bıyıkları kesmeyi ve sakalları
uzatmayı emretmiştir.” buyurdu.1617
Bu konuda “İbn-i Abbas da şöyle buyurmuştur: “Rasûlüllâh
(Aleyhissalâtü vesselam), bıyıkları kısaltmayı ve sakalı bırakmayı
emretti.”1618
1614 İslâm Fıkhı Ansiklopedisi, 4/372.
1615 Buhari, 12/110; Kütüb-i Sitte Tercümesi, 7/19; Büyük Hadis Külliyatı, 3/146. Bir
rivayette ise: “Herhangi bir konuyu size emredip yasaklamadığım sürece, siz de
beni kendi halime bırakınız. Sizden önceki ümmetleri çok sual sormaları ve
peygamberlerine karşı münakaşaya dalmaları helâk etti. Size herhangi bir şeyi
yasakladığım zaman ondan kesinlikle sakınınız, bir şeyi emrettiğimde de onu,
gücünüz yettiği ölçüde yerine getiriniz.” (Buhârî, İ’tisâm 2; Müslim, Hac 412,
Fezâil 130-131. Ayrıca bk. Tirmizî, İlim 17; Nesâî, Hac 1; İbni Mâce, Mukaddime 1)
Tabii ki bu emretme ve yasaklamada ölçü, Kur’ân’dır!
1616 Kütüb-i Sitte Tercümesi, 7/20.
1617 İslâm Fıkhı Ansiklopedisi, 4/472; Şerhu Müslim, 1/147.
1618 İslâm Fıkhı Ansiklopedisi, 4/372.
972
Görüldüğü üzere Hadis’lerde sakal uzatma için “emir”
kelimesi geçiyor. Yani özendirme değil!
Bu konuda Reddü’l-Muhtar’da şöyle denilmekte: “Erkeğin
yüzünden tüyleri sıyırması, yani sakalını kesmesi haramdır.” Aynı
kitabın başka bir yerinde ise: “Erkeğin sakalını kazıması ve kadının
saçlarını kazıması kılık değiştirme, yani Allâh Teâlâ’nın yarattığı
şekli ve fıtratı beğenmeyip, değiştirmesidir."1619 denmektedir. Dört
mezhebin imamları olan İmam Ebu Hanife, İmam Mâlik, İmam
Ahmed ve İmam Şâfii de sakal traşının haramlığı konusunda ittifak
içindedirler. (El-Menhel’ül Azb’ül Mevrüd, 1/186.) İmam Şâfii “el-Ümm” de:
“Sakalı traş etmek haramdır.” demiştir.1620
Şâfii Mezhebinde sakalı kesmeye mekruh (kerih, çirkin ve
sevilmeyen bir hal) diyenler, sonradan gelelerin bir kısmıdır. Bunlar
ise, konu ile ilgili “delilleri” göz önünde tutmayarak, dört mezhebin
imamlarına muhalefet etmişlerdir! Halbu ki hüküm çıkarmada, önce
konu ile ilgili Âyetlere, sonra Sünnete, daha sonra da sahabelerin
ittifakına bakılır. Sahabeler arasında ittifak yoksa müçtehit serbesttir.
Sakal koyma konusunda ise sahabeler ittifak halindedirler.(“Kerih,
mekruh: “Beğenmemek, çirkin görmek” anlamlarına geldiğine dair bilgi için; Tevbe, 48,
54, 81 ve Muhammed, 9, 26 ve 29’ bakınız.)
Onun için sakal koyma konusu, saç-sakal boyama konusu ile
karşılaştırılmamalıdır. Zira saç ve sakal boyaması ile ilgili rivayetler
Birbirleri ile çelişen hükümler içermektedirler! Bu konudaki bazı
rivayetler şöyle:
Bir rivayette: “Yahudi ve Hristiyanlar saçlarını boyamazlar. Siz
onlara muhalefet edin.” denir.1621
1619 İbn-i Abidin Reddü’l Muhtar Tercümesi, 4/329, 555; 15/406, 492; Hak dini Kur’ân
Dili, 3/88; İbn-i Kesir, 1/557.
Şarap içirene teşekkür edenlerin başlarına gelen acı bir felaketi ibretle okumak
için, Kütüb-i Sitte Tercümesi, 14/50-51’e bakınız.
1620 Üsmüd’ül-Ayneyn, İbn-i Hacer el Heytemi, Mısır, 1355 (1936).
1621 Buhari ve beş kitap; Büyük Hadis Külliyatı, 3/147. Dikkat edilirse, burada renk farkı
gözetilmiyor.
973
Sağlam denilen üç zıt rivayetin birinde: “Peygamberimiz
sakalını vers (bir boya türü) ve za’feranla boyardı.” denir. Başka
rivayette: “Peygamberimiz sakalına kına sürdü.” denilir. “Öbür
rivayette ise: “Erkeğin za’feran sürmesi yasaklanmıştır.” denir.1622
Sağlam denilen başka rivayette: “… Peygamberimiz ne
sakalını, ne de saçını boyamıştır.” der.1623
Ağaran saçla ilgili bir rivayette: “Kim Müslüman olduğu halde,
saçından bir kıl ağarırsa bu, Kıyamet günü onun için bir nur.” denir.1624
Maal’esef bir rivayette ise: “Enes efendimize, Peygamber
efendimizin saçındaki aklardan sorulunca şöyle dediği aktarılır: “Allah
onu beyazla çirkinleştirmemiştir.”1625
Halbu ki Meryem Sûresi 4’de Zekeriyya alehisselâmın saçının
ağarmasından bahsediyor. Saç beyazlığı çirkinlik olsa peygamberlerde
olur mu?
Bir rivayette Ebu Kuhafe için: “… hanımlarına götürün, saçını
siyah hariç, başka bir renkle boyasın.” denir.
Öbüründe ise: “Kullandığınız en iyi boya, şu siyahtır…”
denir.1626
Yani Hadisler; sakal koymanın Müslüman erkeklere İslam’ın bir
emri olduğuna işaret etmektedir. Zira ilgil Hadislerde ihtilâf yoktur.
Bundan dolayı mümkünse sakala ustura ve jilet vurulmamalı, zorda
kalan, en azından saç makinası ile kısaltmalıdır. Eğer resmi bir dairede
çalıştığından dolayı sakalını koyamıyorsa, hiç olmazsa bıyığını dipten
kazımamalıdır. Böylece biraz olsun kadınlara benzemekten uzak
kalmış olur. Ayrıca sakalını kestiğinden dolayı ise, Allâh Teâlâ’dan
bağış dilemelidir.
Daha önce, “küfür sözler” bölümünde de söylediğim gibi;
haram bir şey yiyen veya içenlere:, bereketli olsun, mübarek olsun.”
1622 Büyük Hadis Külliyatı, 3/148, 150.
1623 Age., 3/150.
1624 Kütüb-i S. Tercümesi, 13/90.
1625 Kütüb-i S. Tercümesi, 15/219.
1626 Kütüb-i Sitte Tercümesi, 17/481.
974
sözlerinin veya benzeri cümlelerin kullanılması yanlıştır. Yine haram
bir iş yapan kişiye veya özürsüz fıtrata müdahale edene; “kolay gelsin
veya Sıhhatler olsun ” demek de yanlıştır! Zira burada yanlış bir şeyi
onaylama vardır. Ayrıca fıtratı bozmak, yaratılışı beğenmemektir. O
halde böyle bir eylem içinde olan kişiye; “Sıhhatler olsun” demek;
fıtratı bir hastalık ve rahatsızlık olarak görmek ve onu yok edene veya
bozana, kurtulduğu için dua etmektir! Onun için, berberde olsun
başka yerde olsun, sakalını kazıyan veya kazıtan kişiye, “Sıhhatler
olsun!” demek de yanlış bir davranıştır. Zira kişi bu sözü ile hem
yukarıda aktardığım sakal koymayı “emreden” Hadis-i Şeriflere, hem
de: “(Şeytan) Onları, mutlaka saptıracağım; onları boş ümitlere
düşürüp olmayacak kuruntularla aldatacağım ve kesinlikle onlara
emredeceğim de davarların kulaklarını yaracaklar. Şüphesiz onlara
emredeceğim de, Allâh’ın yarattığını değiştirecekler....”1627 meâlindeki
Âyet-i Kerime'ye aykırı davranmaktadır. Zira bu Âyetten
anlaşıldığına göre; sakalı kazıyan kişi, yüzündeki sakalı
beğenmeyerek yaratılıştan gelen erkeklere ait bir özelliğini
değiştirme çabasına girmektedir! Bu durum, bütün haramlar ve fıtrat
değişiklikleri için geçerlidir. Ancak yine de Allah Teâlâ Âyetten ne
murat ettiğini kendi bilir!
Yine bu Âyetten anlaşıldığına göre; “kaşlarını alana, dişlerini
inceltene, dövme yaptırana, bir kaza geçirip organlarda tahribat
olmaksızın veya bir rahatsızlık bulunmaksızın, güzel görünmek
için ameliyat yaptırana; “sıhhatler olsun” demek sakıncalıdır. Ayrıca
sakalı kazırken veya diğer fıtrat değişikliği yapılan haraketlere
1627 Nisa, 119. Nisa Sûresi, 119’un tefsirinde: “Fıtratı değiştirme eylemlerinden
birinin de sakalı ve bıyığı kazımak olduğu bildirilmekte ve bunun yanında
kadınların erkek işlerini üstlenmeleri, dişlerin ve diğer azaların şekillerinin
değiştirilmesi, kısırlaştırma ve dini hükümlerin yerine, beşeri sistemleri
koymak da, Allah (Celle Celâlühü)’ın yarattıklarını değiştirme kategorisine
girer.” denmektedir. (Hak dini Kur’ân Dili, 3/88; İbn-i Kesir; 1/557, Tefhimu’lKur’ân, 1/408.) Fıtrat için, Tâhâ, 50’ye de bakınız.
975
başlarken “besmele” çekmek de verilen delillere göre yanlıştır! Zira
günah işlerken “besmele” çekilmez!
Şu Hadis’i şerif’de bu durumları özetlenmiştir: “İbn-i Mes’ud
(radıyallâhü anh)’dan: ”Allâh, güzel (ve genç) görünmek için döğme
yaptıran kadınlara, yüzünün kıllarını aldıran kadınlara, dişlerinin
aralarını açtıran kadınlara, Allâh’ın yarattığı (biçim ve görünümü)
değiştiren kadınlara lânet etmiştir.” İbn-i Mes’ud devamla diyor ki:
“Allâh ve Rasülü’nün lânet ettiği kimseye ben niye lânet
etmeyeyim…”1628 Acaba kaşlarını kazıyan bir kadınla yolan arasında
bir fark gözetilebilir mi? Bence kaşları kazımak veya yolmakla, sakalı
kazımak veya yolmak arasında bir fark yoktur! Doğruyu Rabbimiz
bilir!
Ancak İslam'ın ölçülerine uygun saçını tıraş ettirenlere ve
sakalını düzelttirenlere “Sıhhatler olsun.” denilebilir.
Yine faizli kredi kullananlara veya herhangi bir davranışı ile
faiz müesseselerini destekleyenlere, faiz müsseseleri ile ilgili işlemleri
için; “Hayırlı olsun!” demek de, aynı sakıncayı içermektedir. Zira bu
saydığım işlemler de, dinimizce yasaklanmış ve yapanlar Allâh Teâlâ
tarafından lânetlenmiştir.1629
Şunu da unutmayalım ki; herhangi bir sünneti çiğnemek veya
uygulamadan kaldırmak için çalışan biri için bile: “Hayırlı olsun,
mübarek olsun veya güzel olmuş, iyi yapmışsın.” ve benzeri sözler
söylemek, yanlış olduğuna göre, sakalı kazımaya nasıl yanlış
diyemeyiz?
Örnek: Misvak için peygamber efendimiz: “Zorluk
vermiyeceğimi bilsem misvak kullanmayı ümmetime emrederdim.”
buyurur. (Buhari, Cum’a, 8; Müslim, Taharat, 15.) Ama emretmedi,
tavsiye ediyor. Sakalı ise pek çok Hadis’de emredilmiştir! Bu duruma
rağmen bir Müslüman misvak için: “Ben bunun tavsiye edilmesini
1628 Ahkâm Hadisleri, 5/101.
1629 Bu konulardaki Hadis-i Şerifler için, Kütüb-i Sitte Tercümesi, 7/13-14, 46-47’ye ve
İbn-i Abidin Reddü’l Muhtar Tercümesi, 15/492’ye bakınız.
Şarap içirene teşekkür edenlerin başlarına gelen acı bir felaketi ibretle okumak
için, Kütüb-i Sitte Tercümesi, 14/50-51’e bakınız.
976
yersiz ve anlamsız buluyorum.” dese, bu kişi İslam açısından nasıl
değerledirilir? Sakalı kazıyan için ise: “Sıhhatler olsun.” demek:
“Sakalı kazıdığın için görüntünü düzelttin, güzelleştirdin ve yüzünü
sakaldan selâmete çıkardın, bu görünüşüne “sıhhatler olsun”, demek
değil mi? Böyle bir düşünce ise İslam akidesine aykırı değil midir?
Bu durumun, ezanı veya cemaatle namaz kılmayı yasaklayanı
“teprik etmekten” ne farkı var? Halbu ki ezan okumadan ve cemaat
olmadan namaz kılınabilir! Ama sakalsız olmaya ruhsat
bulunmamaktadır! Yani İslamın her hükmü yücedir. Müslüman da
onların ihlâli durumunda “yanlış söz” kullanamaz. En azından
içinden buğuz ederek susar! Aslında susmak bile imanın en zayıf
konumudur.1630
Din İşleri Yüksek Kuruluna; İşverenlerin, çalışanlardan sakal
koymak isteyenlere engel olması ile ilgili olarak sorduğum soruya,
şöyle cevap verilmiştir: “Bir işverenin kamu yararını gerektiren
zorunlu bir durum olmadıkça çalışanlarına sakal koymayı
yasaklaması uygun değildir.”1631
Bütün bunların yanında, şunu da söylemem gerekir ki;
maal’esef bir fiili İslam'ın emri olarak yapmamız gerekiyorsa, şeytan
bütün gücü ile onu engellemeye ve çirkin göstermeye çalışıyor ve
uygulatmıyor. Eğer bir kişi aynı fiili, sırf görüntüsünü değiştirip
nefsinin istediği bir hal almak için yapmak istiyorsa, Şeytan bu
uygulamayı teşvik ediyor ve güzel gösteriyor! İslâm için sakal koymak
isteyipde koymayanlar ile süs için sakal koyanların durumu, bu
konuya en açık örnektir. Onun için İslam’da, fiilller ve sözler niyete
göre değer kazanır! Yani sevap veya günah olur! (Kütübi Sitte T., 16/9.)
Yukarıda özetlediğim konu ve benzeri konularda elde edilen
“kazançlarla” ilgili olarak DİYK'na sorduğum soru ve cevabı
aşağıdadır:
“Sayın Hocam!
1630 Kütüb-i Sitte Tercümesi, 1/229-230’a bakınız.
1631 Evrak Tarih ve Sayısı: 08/11/2016-E.51881. Sayı :69942030-105.
977
Faiz sistemi ile çalışan bir banka'daki çalışanın çayını içebilir
miyiz? Yine bir berber sakal traşından da para kazandığı için, onun da
çayını içebilir miyiz? Zira bildiğiniz gibi sakal fıtrattır. bu fıtratı
bozmak, kaş almak veya diş inceltmek gibi haram değil midir?
Cevap:
“Bir kimsenin, kazancının tamamını hile, kumar, hırsızlık,
gasb, faiz ve rüşvet gibi gayri meşru yollarla elde ettiği biliniyorsa;
böyle birinin ikramını kabul etmek caiz değildir. Ancak gelirlerinin
çoğunluğunu meşru yollardan kazandığı halde zaman zamanda
kazancına haram kattığı biliniyorsa, bu kimsenin yapmış olduğu
ikramı ise, tamamen reddetmeksizin hatırı kırılmayacak bir şekilde
azca kabul etmekte sakınca yoktur. Çünkü böyle kişilerin
kazançları, haram- helal karışık bir vaziyettedir. Bu nedenlede bu
ikram kabul edilirken gönülden helal kısmından almaya niyet
edilir.”1632
Bıyık hakkında, Rasûlüllâh (aleyhisselâm)’den gelen değişik
rivâyetler var. Bir kısım Hadis-i Şeriflerde bıyıklarınızı kesin derken,
diğer bir kısmında, “Bıyıklarınızı kısaltın!” deniliyor. Bunların
yanında bir de uygulaması naklediliyor ve Rasûlüllâh
(aleyhisselâm)’ın, misvakını bıyığının üzerine koyarak, üzerinde
kalanları kestiği rivâyet ediliyor. Bazı fıkıh kitaplaında ise, bıyığın kaş
kadar olabileceği bildiriliyor.1633 Buradan çıkan hüküm, bıyığın kabarık
olmaması ve üst dudağı bastıracak şekilde uzun olmamasıdır.
Bir Hadis-i Şerif'te de: “Bıyığından (fazlasını) almayan bizden
değildir.” buyruluyor.1634
1632 08.09.2011 tarihli ve 08092011162020 kayıt no’lu, dini Sorular Komisyonu’na
sorduğunuz sorunuzun cevabı.
1633 Kütüb-i Sitte Tercümesi, 7/22. İhyau Ulumi’d-Din Tercümesi, 1/377; Fetevayı
Hindiye Tercümesi, 12/132-133. Bir rivayette; Ömer efendimizin, öfkelendiği
zaman bıyığını kıvırıp homurdandığı aktarılır. (Büyük Hadis Külliyatı, 3/147.)
Kaşlardan fazla kısmın kesilebileceği, Hindiye Tercümesi, 12/133’de
bildirilmiştir.
1634 Ahkâm Hadisleri, 1/172. Cum’a günü namaza çıkmadan tırnakları kesmek ve
bıyıkları makaslamak sünnettir. (Büyük H. Külliyatı, 1/276.)
978
Sonuç olarak; sakal ve bıyıkta, sünnette bildirilen ölçüyü
gözetmek gerekir. Bazılarının yaptığı gibi bıyıkların üst dudağı
geçecek şekilde bırakmak caiz olmadığı gibi, sakalı da bir tutamdan
fazla uzatmak mekruhtur, yani günahtır ve böyle bir sakal, kişinin
aklının hafifliğini gösterir.1635 Onun için, sakalın bir tutamdan fazlasını
kesmek vacibdir.1636
“Sakalın, en fazla bir tutam olması gerektiği görüşü Ömer
efendimize aittir. Rivâyete göre, sakalını fazla uzatan birini görünce,
sakalından asılarak ikaz etmiş, arkadan da birisine emrederek: “Bir
tutamdan fazlasını” kestirmiştir. Sonra da adama yönelip: “Git saçını
düzelt!” diye emretmiş ve: “Niye sizden bazıları kendine bakmayıp
yırtıcı hayvanlardan biri gibi başıboş bırakıyor!” demiştir.
Ebu Hureyre ve İbn-i Ömer gibi ashabtan bazıları sakallarını
avuçlayıp tutamdan arta kalan kısmı kestikleri rivâyet edilmiştir.
Bu konuda Abdullah İbni Amr İbni'l-As (radiyallâhü anhuma)
şöyle anlatıyor: Resülüllâh (aleyhisselâm) sakalından enine ve
boyuna alırdı."1637
Âlimlerden bazıları sakalın genişliğine büyümesininde sınır
getirlimesi gerektiğini söylemiştir. Çünkü bu durum, kişinin itibarına
tesir edecek çirkinliğe sebep olabilir. Aslında sakalın uzunluğu
hususunda sünnetten gelen bir delil yoktur. Âlimler, örfü ve salim
zevki dikkate alarak bu hükme varmışlardır. Zira hiçbir kısaltma
yapmayarak enine ve boyuna büyüyen sakal çirkinlik oluşturabilir.
Günümüzde yaygın olan “top sakal” da, Müslüman
olmayanlara benzeme ve İslam'ın emrettiği sakal şeklini
beğenmemekdir!
Bu konuda DİB, DİYK şöyle demiştir:
“İnsanları en güzel şekilde yaratan Cenâb-ı Allâh peygamberleri
vasıtasıyla kulluk görevlerini onlara bildirdiği ve öğrettiği gibi, kılıkkıyafetlerini de belirlemiştir. Peygamberimiz (aleyhissalâtü vesselam)'in
zaman zaman saçını uzattığını, bunların bakımına çok dikkat ettiğini ve
1635 İbn-i Abidin Reddü’l Muhtar Tercümesi, 15/497, 498.
1636 Age., 4/329; Fetayı Hindiye Tercümesi, 12/133.
1637 Tirmizi, Edeb 17, (2763)
979
saçlarını uzatmak isteyenlere de şu uyarıda bulunduğunu görmekteyiz.”Kim
saç bırakmışsa, onun bakımına dikkat etsin.”1638 Âişe (radıyallâhü
anha)'den rivayet edilen bir Hadislerinde “On şey fıtrattandır:
Bıyıkları kesmek; sakalı salıvermek; misvak ile ağzı, dişleri
temizlemek; su ile burnu temizlemek; tırnakları kesmek; kirlerin
barınabileceği yerleri yıkamak; koltuk altındaki kılları gidermek,
kasıkları tıraş etmek; necaset yolunu su ile pak eylemektir.”1639
buyurmuşlardır. Yürüme, yemek yeme, bazı vasıtaları kullanma ile
ilim ve teknikte kullanılan metotlardaki tabiî benzeşme dışında
Müslümanların kendi inançlarına ters düşenlere benzemeleri dünyada
şahsiyet zafiyetine neden olur ve zaman geçtikçe kendilerine ve
değerlerine yabancılaşmalarına da yol açar. Bundan dolayı olsa gerek
ki, Muhammed (s.a.v) ümmetini, kılık kıyafet ve dış görünüşleri
bakımından müşriklere benzemekten alıkoymuş; “Kim bir kavme
benzerse, onlardandır.”1640 hadisiyle Müslümanları uyarmıştır. Bu
itibarla, bir bütün halinde yaşanması gerekli olan İslâm dininin,
Müslümanlardan tatbik edilmesini istediği ana prensiplerinden biri
de; ferdî, ailevî ve sosyal hayatın her bir safhasında batıl din ve ideoloji
mensuplarına benzemek (teşebbüh)den sakınmaktadır. Top sakal ve
kulak memelerine kadar faul uzatmak, çeşitli duygu ve akımların
sonucu olarak yabancı kültüre imrenme ve taklit unsurları nedeniyle
yapıldığından sakıncalı olacağı tabiidir ve dinimizce uygun
değildir.”1641
Bazı tarikat mensuplarından: “Bu zamanda sakal koymak
fitneye sebep olur. Onun için biz koymuyoruz.” sözünü söyleyenler
için, Din İşleri Yüksek Kurulu şu cevabı bildirdi: “Peygamber
efendimiz: “Müşriklere muhalefet edin (benzemeyin), sakalı bırakın,
1638 Ebu Davud, Sünen, IV, 74, No:4062.
1639 Müslim, Tahare, 56; Ebu Davud Tahare, 29; Nesâî, Zinet, I; Kütüb-i Sitte, Hadis
no: 2123.
1640 Ebu Davud, Libas, 4.
1641 18.12.2010 tarihli ve 18122010125809 kayıt nolu, Dini Sorular Komisyonu’na
sorduğunuz sorunuzun cevabı, 22.12.2010..
980
bıyıkları kırpın.” buyurmuştur. Onun için bu tür mülâhazalar
kişilerin kendilerini bağlar."1642 Ayrıca görüldüğü gibi Hadis’te “saklalı
uzatın” emri var. Tavsiye veya özendirme değil!
Mustafa İslamoğlu’na, bir genç kardeşimizin: “Hocam, sakala
sadece fıkhî yönden bakılmasının onun yaşam tarzı, bir peygamber
tarzı olma durumunu göz ardı ettiği kanaatindeyim. Muvahhid
bilinçli bir Müslüman şahıs sakala sünnet-i nebevi, tarz-ı nebevi olarak
bakmalı. Şuan üniversite öğrencisiyim. Üniversite bir bakıma hayat
tarzlarının ortaya konduğu bir mekân... Böyle olmasa bile bizler İslamî
misyonumuza uygun vizyonumuzu sergilemeliyiz. Bu kulluğun
sosyal boyutunun bir boyutudur. Hocam, daima aynı uzunlukta
bırakamasam da sakal bırakma düşüncesinin bende kaybolmaması
için ekseri zamanlarda sakalımı bırakıyorum ki o kadar uzun da
olmuyor. Bu konuda görüşünüzü öğrenmek istiyorum. İleride
öğretmen olma durumumdan dolayı çevremdeki tecrübe sahipleri
(ilim sahipleri değil ama tecrübe ilim olarak kullanılıyor) şimdiden hiç
sakala bulaşmamamı istiyorlar. Bu da canımı sıkıyor. Ben sakalı
bırakıp daha sonra insiyatifimin dışında kessem ve hâlâ sakal bırakma
özlemi içerisinde olsam kendimi çok da kötü hissetmem. Görüşünüzü
almam kalbî olarak beni rahatlatacaktır.” sorusu üzerine, gence şu
cevabı göndermiştir:
“Sakal konusundaki yaklaşımınız gayet isabetli ve dengeli.
Kur’ân’ın inşâ ettiği selim akıl için yol birdir demek ki. Bu fakir aynen
öyle düşünüyor. Sakalı fıkhî bir konsepte hapsetmek doğru değil.
Esasen her şeye fıkhî hükümlerden (farz, vacip, sünnet, müstehap,
mübah, müfsit, mekruh, haram) yola çıkarak bir değer biçmeye
çalışmak Müslümanı bazen vartaya düşürüyor. Bazı hususlar bu
ahkâmı çok çok aşmaktadır. Ahkâm-ı insaniyye, ahkâm-ı beşeriyye,
ahkâm-ı ictimaiyye, adab-ı içtimaiyye ne olacak? Bazı şeyler vardır ki,
haram veya mekruh değildir ama Allah'a karşı ayıptır. Mesela bir
Müslümanın helalinden kazandığını gidip çok lüks sofrada fakirin bir
1642 29052011225610 nolu, 02.6.2011 tarihli fetva. (DİYK.)
981
aylık geçimini bir öğünde tüketmesi gibi... Bunu helal ve haram
lafızlarıyla değerlendiremezsiniz. Bu Allah’a karşı ayıp olur.
Sakal da öyle... Farz mı, sünnet mi, mubah mı tartışması sakalın
işlevini tam anlamamanın bir ürünü... Sakal öncelikle fıtratın
sünnetidir, bu bir. Allah erkeğin yüzünü sakalla süslemiş, öyle
yaratmıştır. Kadını sakallı görmek ne kadar acipse, erkeği sakalsız
görmek de o kadar acip olmalı değil miydi?
İkincisi: Sakala sünnet diyeceksek, peygamberimiz sakallı
olduğu için değil (ki o zaman herkes sakallıydı) bugün bizde bir
Müslüman kimliğini temsil ettiği için sünnet diyeceğiz. Çünkü sünnet
olan bir Müslüman kimliği oluşturmaktır. Yaşadığınız çağda kendini
Müslüman kimliğiyle tanımlamayan herkes sizin sakalınızı görünce
aklına ilk gelen Müslüman kimliğiniz oluyorsa, bu durumda sakal
Müslüman kimliğinin alamet-i farikası olmuş demektir. Bu takdirde
sakal bırakmak sünnet-i müekkede, hatta kimliğinizi belli
etmemenizden dolayı sizi harama zorlayan ortamlarda farz
mesabesindedir. Bu son durumda sakal sizi bazı haramlardan korur.
Kişinin haramdan kaçması farzdır. Sakal da bunun aracı olduğu için
tıpkı namaza göre abdestin hükmü neyse o hükmü alır. Efendimiz
Mekke'de saçlarını ikiye ayırıyordu. Medine'ye gelince yanlara saldı.
Oysaki Mekkeli müşrikler salıyorlar, Medineli Yahudiler ikiye
ayırıyorlardı. Şimdi hangisi sünnet? İkisi de değil. Peki, sünnet ne bu
konuda: içinde bulunduğunuz toplumda Müslüman tarzı ve kimliği
oluşturmak. Fakir, kendi sakalına işte bu gözle bakmaktadır. Size
sakala bulaşma diyenler, kendilerinin neye bulaştıklarını düşünmemiş
olanlardır. Ben Müslüman erkeğin sakalını, şehrin minarelerine
benzetirim. Minare şehrin kimliği, sakal mü’min erkeğin kimliği,
başörtüsü mü’min kadının kimliğidir.”1643
1643 Soru tarihi: 31.10.2007.
982
Âlimlerin Sakalla İlgili Belirlediği Bazı Hükümler:
Sakalın İslam'ın adabına uygun olması gerekir. Âlimler bu
edebi bozan durumları tesbit etmişlerdir. Nevevî, Müslim Şerhi’nde şu
açıklamayı yapmıştır.
“İranlılar sakalı kökünden kazırlardı. İslâm Şeriatı bunu
yasakladı. Âlimler sakal için 12 mekruhtan söz ederler. Bunlardan
bir kısmı hafif, bir kısmı da şiddetlidir. (Dokuz tanesi şunlardır:)
Şöyle ki:
1- Sakalı kökünden kazımak erkekler için haramdır. Kadınlarda
sakal çıkması durumunda onların çıkan sakalı yolması müstehabtır.
Bir Hadis'te ise kadınların sakallarını yolmaları yasaklanmıştır.1644
2- Sakalın cihad gâyesi dışında siyaha boyanması. (Siyah sakallı
olmak düşman üzerinde genç ve güçlü intibaını vereceği için,
mücahidin siyaha boyaması caizdir.)
3- Başkanlık elde etmek veya kendisini mürşidlerden
(şeyhlerden) zannettirerek saçları kibrit veya başka birşeyle ağartarak,
yaşlılığa bürünmede acele etmek.
4- Parlaklığı devam ettirmek kastıyla, sakal yeni çıkmaya
başlayınca, ilk çıkan tüyleri yolmak ve tıraş etmek.
5- Yaşlılıkta çıkan beyaz kılları yolmak.
6- Kadınlara ve başkalarına güzel görünmek için sakalı bölük
bölük ayırmak.
7- Sakalın şakak kısmından ilave veya noksanlarla ya da bazı
kısımlarından yolmalar suretiyle sakalı az veya çok yapmak.
8- Takva sahibi gibi görünmek için sakalı bakımsız
karmakarışık bırakıvermek.
9- Salihlere benzemek kastıyla sarıya boyamak, sünnet niyetiyle
olursa caizdir.”1645
Özetle söylersek: Sakal, Fıtratı koruma yönü ile Kur’an’dan bir
emir ve başka milletlere benzememek için, sünnetle yapılması istenen
1644 Ahkâm Hadisleri, 5/101.
1645 Kütüb-i Sitte Tercümesi, 7/23, 24.
983
bir emir ve kulluk görevidir. Zaten başka konularda da sünnetle
bildirilen birçok emir ve yasaklar da vardır. Hamr’ın dışındaki içki
çeşitleri, eti yenecek hayvanların cinsleri, ibadetlerin şekilleri ve
miktarları bunlardandır.
Sakal konusunu işlemişken, birde saçta yasak olan tıraş şeklini
aktarmayı uygun gördüm. Pek çok kişi tıraş olduğunda, saçının her
tarafından eşit bir şekilde aldırmamaktadır Bazı kişiler ise, çocuğunu
tıraş ettirirken, saçının tamamını alıp, yalnız alnın üst kısmında bir
parça bıraktırmaktadırlar. Yine zamanımız gençleri arasında, Amerikan
traşı denilen, kulakların üst kısımlarından çepe çevre alınma şekli çok
yaygındır. Bu anlatılan tıraş şekilleri, yani saçın bir kısmını alıp bir
kısmını bırakma uygulaması İslam'da yasaktır. Bu tip tıraş şekillerini
yasaklayan pek çok Hadis-i Şerif var. Bunlardan birinin meâli şöyledir:
“Nafi’ (rahimehullah) İbn-i Ömer (Radıyâllâhü anh)’in şu sözünü
nakleder: “Rasûlüllâh (aleyhisselâm) kaza’ı yasakladı.” deyince,
“Kaza’ nedir?” diye sordular. Şöyle açıkladı: “Kişi başını traş eder,
ancak şurada burada bazı yerleri kesmez, olduğu gibi bırakır.” Ravi,
bunu söylerken alnına ve başının iki yanına işaret etti.1646
Tüm Hakları Saklıdır
BAŞA DÖN