Zamanımızda bazı kişiler, kazancında haram karışık olan bir
işverenin meşru işinde çalışmanın caiz olmadığını söylemektedirler.
Hâlbuki Müslümanlar, asr-ı saadet de dâhil olmak üzere, her zaman
kâfirlerin ve fasıkların meşru işlerinde çalışmışlar ve onlarla alışveriş
yapmışlardır. Nitekim Yusuf Aleyhisselâm da Fir’avunun emrinde
çalışmıştır! Yusuf, 54 ve 55’e bakınız. Zaten Müslümanların kendilerini
bu durumdan soyutlamaları zordur. Önemli olan böyle bir durumda
Müslümanın çalıştığı işin, İslam'ın haram kıldığı bir iş olmamasıdır.
İşverenin çalışana ödeyeceği ücreti nereden temin ettiğinden ve hangi
kanaldan gönderdiğinden, Müslüman sorumlu değildir.1595 Ama yine
1594 Kütüb-i Sitte Tercümesi, 10/119; Büyük Hadis külliyatı, 1/84; Tıb’un-Nebi, 216,
Acluni; Keşfu’l-Hafa, 1/260.
1595 İbn-i Abidin Reddü’l Muhtar Tercümesi; 7/398, 12/144.
Bir Hadis’te Peygamber efendimiz: “Müslümanların kendi arasında, haram’ı helâl,
helâlı haram etmedikçe anlaşma caizdir. Yine buyurdular ki: “Müslümanlar
959
de Müslümanlar, iş konusunda ve alışverişlerde kendi din kardeşini
tercih etmeye çalışmalıdırlar.
Zamanımızda pek çok Müslüman, İslâm ülkelerinde olsun,
Avrupa ülkelerinde olsun, Yahudi ve Hristiyanların işlerinde
çalışmaktadırlar. Hatta haram kazançtan meşru iş ücreti alınmaz
diyen kişilerin birçoğu da, Avrupa’da çalışmaktadırlar. Ama sırf fitne
çıkarmak ve Müslümanları kargaşaya sürüklemek için laf kalbalığı
yapmaktadırlar. Daha da dikkat çekici bir durum ise, bu kişilerin
pekçoğu, hatta liderleri bile, yıllarca beğenmedikleri ve tenkid ettikleri
devlet bütçesinden maaş almışlar ve vazife yapmışlardır. Üstelik şimdi
emekli olanlar da maaş almaya devam etmektedirler. Hatta liderleri
konumundaki bir zat, İslâmi bir konuda yanlış fetva vermemeye
direnip vazifesinden istifa etmediği için, bir Diyanet İşleri Başkanını
tebrik etmiştir.
Yalnız burada şunları söylemek doğru ve yerinde olacaktır. Bir
kişi, İslâmî sistemle ilgisi olmayan bir devletin, şirketin veya kişinin
işinde çalışıyorsa, kazancının helâl olması için:
1- Yaptığı iş, İslam'ın yasakladığı bir iş olmamalıdır.
2- İşinin hakkını vererek çalışmalıdır.
3- Yaptığı iş, Müslümanlara zarar veren bir meslek olmamalıdır.
Ayrıca böyle bir yerde çalışan kişi, İslâm hukukuna aykırı bir icraat
yapmamalı, İslâm'a zıt istekleri içeren bir taahhüt metnini
imzalamamalı ve İslâm dışı kanunların hükümlerine bağlı kalacağına
söz vermemeli ve batıl dinlerin bir ibadet şekli olan “saygı duruşu” ve
“çelenk koyma” gibi davranışlarda bulunmamalıdır.
Bunların yanında, işinde çalışılan kişi veya sistemin, İslâm’la
alakası yoksa, yani İslâmı hayat nizamı olarak kabul etmiyorsa, bunlar
için dua etmek istediğinde, islahına ve hidâyetine dua etmelidir. Zira
Kur’ân-ı Kerîmde bildirildiğine göre, küfür içinde olana ne istiğfar
edilir ne de onlar için Allâh Teâlâ'dan koruma talep edilir. Eğer bir
haramı helâl, helâlı da haram etmedikçe (gayri müslim de olsa) kabul etmiş
oldukları şartlara uyarlar." buyurmuşlardır.” (Kütüb-i S. Tercümesi, 4/81.)
960
kesimde bulunan, Müslüman olsun, kâfir olsun, bütün herkese dua
etmek istiyorsa, o zaman “Allâh Teâlâ hepsini islah etsin.” denir. Ama
bulunduğu sahadaki amirlerinden veya diğer çalışanlardan
Müslüman kişler varsa, onlar için özel dua edebilir.
“Niyetler amellere bağlıdır.” diyemez. Çünkü kötü amel için iyi
niyet, hem geçersiz hem de haramdır. Ancak iyi görünen bir amel için,
iyi niyet geçerlidir. Örneğin; sadaka vermek, yardım etmek veya diğer
ibadetler gibi.
Bazı çalışanlar da ise başka bir tuhaflık var. Şöyleki; adam hem
haram faaliyetlerin hâkim olduğu bir işverenin işinde çalışarak
kazancını haram ediyor, hem de bu haram işlenen yerde kendine iş
verdiği için işverene dua ediyor. Örneğin; bankada, içki dükkânında,
domuz çiftliğinde ve benzeri yerlerde kendine iş veren kişiye: “Allâh
razı olsun.” diyor. Hâlbuki bu kişi için ancak: “Allâh islah etsin.” veya
“Allâh hidâyet versin.” denilir ve o iş derhal bırakılır. Zira bankalarda
çalışmak veya başka haram işleyen iş yerlerinde çalışmak haramdır.
Yine bankalara veya diğer haram iş yapacaklara dükkân kiraya
vermek de haramdır!
Yukarıdan beri aktardığım şartlar çerçevesinde, kâfir bir
işverenin işinde veya küfrün hâkim olduğu bir ülkede çalışan kişi,
İslâm açısından bir tehlikeye girmez. Zira zâlime boyun eğmemekte
ve İslam'dan taviz vermemekte, yani bulunduğu işte İslam'ın
kurallarını gözetmektedir. Nitekim Yusuf (Aleyhisselâm), bu şartlar
dâhilinde Fir’avunun yanında görev aldı ve maliye vezirliğinde
bulundu. (Yusuf Sûresi’ne bakınız.) Yine Ali (Radıyâllâhü anh) de, bir
Yahudi’nin yanında ücretle çalışmıştır.1596 Ama hiçbiri İslam'dan taviz
vermemişlerdir.
Müslümanların, diğer Milletlerin mensubları ile alışveriş yapma
ruhsatı için ise, şu Hadis-i Şerif’i delil verebiliriz: “Aişe (radyAllâhü
1596 Age., 7/398 ve 12/144’e bakınız.
961
anhe) anlatıyor: “Rasûlüllâh (Aleyhissalâtü vesselam) bir Yahudi’den,
veresiye yiyecek satın aldı. Rehin olarak zırhını verdi.”1597
Sonuç olarak şunu diyebiliriz; bir kişi, kâfir veya fasık bir
işverenin işinde, yahut küfür sistemi icra eden bir devletin işinde,
helâl kurallar dairesinde ücret karşılığı çalışabilir.1598 Ama bütün bu
durumlara rağmen, Müslüman mümkün mertebe kendi işini kurmalı
veya takva sahibi bir Müslümanın iş yerinde çalışmalıdır. Çünkü kişi
kendi kazancında helâle ve harama daha çok dikkat eder. Takva sahibi
bir işvereni tercih sebepi ise, hem harama dikkat etmesinden hem de
işçi, ibadetlerini yerine getirmede zorluk çekmeyeceğinden ve bir
Müslümanı desteklemiş olacağındandır. Kazancının çoğu haram olan
kişinin ekmeğine gelince, müsüman çaresiz kalmadığı müddeçe, böyle
kişilerin kazancından yememeli. Ama helâl kazanç ağır basarsa
yenilebilir yememesi ise takvadandır.
Bir kadının kocasının kazancının çoğu haram da olsa, o kadın
kocasının kazancından yiyebilir. Çünkü çaresizdir. Yalnız kocası,
başkasının malını çalıyor veya gasbediyorsa, kadın bundan
sakınmalıdır.1599
Ayrıca, haram olan bir şeyi yemek veya giymek haram olduğu
gibi onu satmak da haramdır. Bu konuda Rasûlullâh (aleyhisselâm)
şöyle buyuruyor: “Allâh bir şeyi haram kılınca onun bedelini de
haram kılar.”1600
Bu konuda son olarak söyleyeceğim şudur: Kişi, haram işlenen
bir yerde çalışıyorsa, mutlaka helâl iş yapan bir çevre aramalıdır.1601
1597 Kütüb-i Sitte Tercümesi, 6/325-326;
1598 İbn-i Abidin Tercümesi., 7/398, 12/144-145.
1599 Age., 15/441.
1600 Müslim Kitabu’l-Buyu’, 43; Ebu Davud, Kitabu’l-Buyu’, 24.
1601 Günlük Hayatımızda Haramlar Helâller, 66’ya bakınız. Çalınan malı satın almak
da haramdır. Beyhaki, Sünenü’l-Kübra 5/336.
Tüm Hakları Saklıdır
BAŞA DÖN