Hepimiz görmekteyiz ki, kıyametin birçok küçük alâmeti
çıkmış durumdadır. Yani çok hızlı bir şekilde kıyamet gününe
yaklaşmaktayız. Bid’atların yaygınlaşıp, Kur’ân ve sünnete dayalı
yaşantı şeklinden uzaklaşılması, verilen sözlerin ve borcun
önemsenmemesi, zinanın çoğalması, çıplaklığın ve hayâsızlığın
alabildiğine yaygınlaşması, rüşvetin ve adam kayırmanın bir çığ gibi
artması, zâlim idarecilerin çoğalması, devlet bütcesinin, düşmandan
alınan bir ganimet gibi, belirli kişiler tarafından gasbedilmesi, kişinin
hanımına itaat edip, anne ve babasına isyan etmesi, îmanı korumaya
ve ibadetlere önem verilmemesi, kişinin elbisesine gösterdiği titizlik
kadar İslâmî yaşantısını ve îmanını korumada titizlik göstermemesi ve
pek çok kişinin, bir sözü veya hareketiyle İslâmdan çıktığı halde
farkına varmaması, birçok kişinin hoca kisvesi altında, sıkıntılara ve
hastalıklara çare bulma teranesi ile insanları kandırıp soyması, yine
pek çok kişinin, İslâm adına ortaya konan bid’atlara, Rabbimizin bir
1707 Kütüb-i Sitte Tercümesi, 4/145-146.
1708 Bakara, 29 ve A’râf, 32. Ayrıca Bakara, 172-173; Neml, 44 ve Sebe’, 12-13’e de
bakınız. Maide sûresi, 4’te ise: “…size ve temiz yararlı şeyler helâl kılındı…”
buyrulmuştur.
1019
emriymiş gibi sarılmaları ve onları müdaafa etmeleri ve benzeri pek
çok durum, ahir zamanın alâmetlerindendir.
Ben burada sözlerimi fazla uzatmadan, sırayı Rasûlüllâh
(aleyhisselâm)’ın konu ile ilgili Hadis-i Şeriflerine bırakıyorum. Zira
O, 14 asır önce, nübüvvet penceresinden zamanımızda çıkacak bütün
bu kötülükleri görmüş ve bize haber vermektedir.
“Kıyamet yaklaşınca, kısa etek giymek yaygınlaşır...”
Ticaretle uğraş çoğalır, mal oldukça artar. Mal sahibi malından
dolayı saygı ve itibar görür. Fuhuş çoğalır, küçük yaştaki kişiler
idareci olur. Kadınlar çoğalır, devlet adamları zulüm yapar. Ölçü ve
tartıda hile yapılır. Büyükler sayılmaz ve küçükler acınmaz hale
gelir. Zinadan doğan çocuklar çoğalır. Kadınla erkek yolun
ortasında cinsi münasebette bulunacak kadar hayâ ortadan kalkar.
Kalpleri kurt kalpli oldukları halde, kuzu postuna bürünürler. O
zaman, birinin kendi çocuğunu büyütüp beslemesinden, bir köpek
eniği beslemesi daha hayırlı olur. O devrin en itibarlı ve saygı
duyulan kişileri yaltaklık ve dalkavukluk yapanlardır.1709
“Çocukların öfke (bela olması), yağmurun yakıcı olması,
kötülerin çoğaldıkça çoğalması, yalancıların doğru kabul edilip,
doğru kişilerin yalancı sayılması, hainlerin güvenilir, güvenilir
kimselerin hain sayılması, her topluluğa (meslek odaları, okulları,
sendikalar ve diğer devlet birimlerine) münafıkların başkan olması,
her çarşıya facir ve fasıklarının baş olması, kalblerdeki (inanç
akidelerinin) bozulup, mibrablarının (namaz kılınan yerlerin)
süslenmesi, erkeklerin erkeklerle, kadınların kadınlarla yetinmeleri.
Dünyanın harap yerlerinin (eskimiş yıkılmış eserlerin) imar edilmesi,
mamur yerlerin tahrib edilmesi, dinde şüphelerin ortaya çıkması (bir
şeyin dinden olup olmadığından şüphelenilmesi), faizin yenilmesi,
müzik aletlerinin (saz, tanbur, kemençe vb., ney ve benzeri aletlerinin)
1709 Kenzü’l-Ummal, c. 14, Hadis No: 38501.
1020
yaygınlaşması, içkinin içilmesi, polislerin çoğalması, koğucuların,
gıybetcilerin ve alaycıların artması, kıyamet alametlerindendir.”1710
“Aralarında faiz yaygın hale gelip de, kıtlık ve kuraklıkla
cezalandırılmayan bir topluluk yoktur.”1711
“Bir memlekette zina ve faiz yaygın hale geldi mi, o yerin
insanları Allâh Teâlâ’nın azabını hak etmişlerdir.”1712
“Bu ümmetten, ilk olarak hayâ (haramları işleme konusunda
utanma duygusu) ve emaneti koruma duygusu kaldırılır. En sonraya
kalacak olan da namazdır.”1713
“Son zamanlarda cahil abidler (vahiy bilgilerden uzak, bid’atçı
sofular) ve fasık hafızlar (amelsiz hafızlar) türeyecektir.”1714
“Ümmetim üzerine; hafızların çoğaldığı, (gerçek) âlimlerin
azaldığı, ilmin ortadan kalktığı, kargaşanın (anarşinin ve diğer
toplum olaylarının) yaygınlaştığı bir zaman gelecektir. Bundan sonra
birtakım Kur’ân okuyan, fakat okudukları dillerinde kalan ve
kalplerine inmeyen (okudukları Kur’ân’ın manası ile amel etmeyen)
insanların türeyeceği bir zaman gelecektir. Daha sonra da
inanmayanlar, kendi görüşleri çerçevesinde Allâh Teâlâ hakkında
tartışma fırsatı bulacaklardır.”1715
“İnsanlar üzerine; dinini koruma uğrunda dağdan dağa,
kovuktan kovuğa kaçanlar dışında, dindarların bile, dinlerini
koruyamayacağı bir zaman gelecektir. Bu durum ortaya çıkınca da,
1710 Age., c. 11, Hadis No: 38560. Benzeri bir Hadis için, age.,Hadis No: 49, 97, 31180 ve
Kütüb-i Sitte Tercümesi, 17/563’e bakınız.
1711 Age., c. 3, Hadis No: 9770.
1712 Suyutî Camiu’s-sağir Tercümesi, 1/215.
1713 Kenzü’l-Ummal c. 3, Hadis No: 5771.
1714 Age., c. 14, Hadis No: 38481.
1715 Müstedrek, Hâkim 4/457. Benzeri Hadisler için, Ahkâm Tefsiri, 2/404, 405; Kütüb-i
Sitte Tercümesi, 16/501, 17/566’ya bakınız.
Kur’ân okumaktan gâye, onun hükümlerini öğrenmek ve uygulamaktır. Zira
Rasûlüllâh efendimiz Ku’ran Âyetlerini ashabına onar onar öğretmiş ve
öğrendiklerinin hükümlerini uygulamaya koymadan başka Âyetleri
ezberlemlerine müsade etmemiştir. (TDV, İslâm Ansiklopedisi, 4/24)
1021
Allâh Teâlâ’nın gazabı dışında, geçim sürdürülemez olur. (Ancak
haram kazançlarla geçim sürdürülebilir. Helâldan kazanmak ise çok
zorlaşır.) Hal böyle olunca da, kişinin helâkı hanımının ve
çocuğunun eliyle olur. Şâyet hanımı ve çocuğu yoksa ana ve
babasının eliyle, bunlarda yoksa akraba ve komşularının eliyle
olacaktır.” Dinleyenler: “Ey Allâh’ın Rasûlü! Bu nasıl olur?” dediler.
Rasûlüllâh (aleyhisselâm): “Geçimi dar diye kişiyi kınarlar. İşte o
zaman kişi (hanımı ve çocuklarının veya diğer sayılanların eziyetine
tahammül edemediğinden), kendini taştan taşa çarparak kendi
kendini helâk eder.” buyurdular.1716.
“Bugün sizin aranızda münafıkların gizli yaşadıkları gibi, bir
zaman gelir ki, Mü’min olanlar, diğerleri arasında gizli olarak dini
yaşantılarını sürdüreceklerdir.”1717
“İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki; camilerinde toplanıp
namaz kılarlar. Fakat içlerinde Mü’min bulunmaz.”1718
“Ümmetimin son zamanlarında, mescidlerini süsleyip
kalplerini harap bırakan (inanç akideleri arasında birçok yanlış ve
sapıklıklar bulunan), elbisesini koruduğu kadar, dinini sakınıp
korumayan, dünya işlerinin yolunda gitmesi uğrunda, dinini vasıta
yapmaya aldırış etmeyen birtakım kimseler olacaktır.”1719
“İnsanlara bir zaman gelecekki, Kur’ân’ın yalnız resmi,
İslam'ın yalnız ismi kalacaktır. (İslam'ın pek çok hükmü unutulacak.)
Onlar İslam'dan en uzak kimseler oldukları halde, İslâmî isimlerle
isimlenecekler. Mescidleri görünüşte mamur olduğu halde, Hidâyet
yönünden harap olacaklardır. İşte o devrin âlimleri, gök kubbenin
altındaki âlimlerin en kötüleridir. Fitne onlardan çıkacak ve yine
onlara dönecektir.”1720
1716 Kenzü’l-Ummal, c. 11, Hadis No:31008.
1717 Age., c. 11, Hadis No: 31111.
1718 Müstedrek, Hakîm, 4/442; Kenzü’l-Ummal, c. 11, Hadis No: 31109.
1719 Kenzü’l-Ummal, c. 10 Hadis No: 29088. Benzeri Hadis-i Şerifler için Kütüb-i Sitte,
13/230’a bakınız.
1720 İbn-i Mace Tercümesi, 10/282.
1022
“İnsanlar üzerine bir zaman gelecektir ki, o zaman ki
insanların kılığı, insan kılığında, kalbleri şeytan kalbi, çok kan
dökücü, kendilerine uyarsan şüpheye götürücü, onlara güvenirsen
ihanet edicisidir. Çocukları şımarık, arsız, gençleri serkeş, yaşlıları
iyiliği emredip, kötülüğe engel olmaz. Onların amirleri azgın, haddi
aşan kişilerdir. Onlar sünneti bid’at gibi değerlendirirler, bid’atıda
sünnet olarak görürler (İbadetlerinde ölçü olarak Kur’ân ve Hadis-i
Şerifleri değil de şeyhlerin ve liderlerin dediklerini alırlar.) İşte o
zaman Allâh Teâlâ, kötülerini üzerlerine musallat edecek, iyileri
dua edecek, fakat kabul olunmayacaktır.”1721
Ümmetimden bir kısım gruplar çıkacak. Bunlar birtakım
bid’atlar uygulamaya koyacaklar. Tıpkı kuduz hastalığının,
bulaştığı kişi de hiçbir damar ve hiçbir mafsal bırakmayıp her
tarafını sardığı gibi, bu bid’atlar da onların bütün ibadet hayatlarına
sirayet edip bulaşacak.”1722
“İleride öyle fitneler olacak ki, Allâh Teâlâ’nın (Kur’ân'nında
bildirdiği ) ilimle ihya ettiği, koruduğu kişiler hariç, kişi sabahleyin
Mü’min olarak kalkar ve kâfir olarak akşamlar (akşama erişir)”.
1723
Rasûlüllâh (aleyhisselâm) bir gün yanında bulunanlara: “Ey
Muhacirler! Beş şey vardır, onlarla imtihan olacağınız zaman, artık
cemiyette hiçbir hayır kalmamıştır. Onların siz hayatta iken ortaya
çıkmasından Allâh’a sığınırım.
1- Zina: Bir toplumda zina ortaya çıkar ve aleni işlenecek bir
hale gelecek olursa, mutlaka o millette taun hastalığı yaygınlaşır ve
onlardan önce gelip geçmiş milletlerde görülmeyen hastalıklar yayılır.
2- Ölçüde, Tartıda Hile: Ölçüyü ve tartıyı eksik yapan her
millet, kıtlık, geçim sıkıntısı ve idarecilerin zulmüne uğrar.
3- Zekât Vermemek: Hangi toplum (ticaret malının ve tarım
ürünlerinin) zekâtını vermezse, mutlaka gökten yağmur kesilir.
Hayvanlarda olmasaydı, tek damla yağmur düşmezdi.
1721 Age., c. 11, Hadis No: 31175.
1722 Kütüb-i Sitte Tercümesi, 13/231.
1723 İbn-i Mace Tercümesi, 10/164.
1023
4- Ahdin Bozulması: Hangi toplum, Allâh ve Rasûlü'ne karşı
olan ahdini bozarsa, (İslâm üzere yaşama ahdini bozarsa) Allâh
Teâlâ, o millete, kendilerinden olmayan bir düşman musallat eder (o
düşman) ve ellerindeki (servet)lerin bir kısmını onlardan alır.
5- Allâh’ın Kitabıyla Hükmetmeyi Terk: Hangi milletin
idarecileri, Allâh’ın kitabının bildirdiği kanunları ile amel etmeyi
terkederler ve Allâh’ın indirdiği hükümlerden işlerine gelenleri
seçerlerse, Allâh onları kendi aralarında savaştırır.”1724
Ebu Bekir efendimiz buyurdu ki: “Bir toplum, Allâh yolunda
cihadi (İslâm hâkimiyeti için çalışmayı) terkederse o toplum zillete
düşer. Bir toplum içinde kötülükler yaygın olursa, Allâh o topluma
umumi belalar verir.1725
“Kıyamet kopmazdan önce, gece karanlığının parçaları gibi
fitneler olacak. (O vakit) kişi Mü’min olarak sabaha erer de, kâfir
olarak akşama kavuşur. Mü’min olarak akşama erer de, kâfir olarak
sabaha kavuşur. Birçok kimseler azıcık bir dünyalık karşılığında
dinlerini satarlar.”1726
1724 Kütüb-i Sitte Tercümesi, 17/558.
Tarım ürünlerinin zekâtı uşürdür (onda birdir). Tarla mahsüllerinin yaklaşık
bir tona ulaşanları için el emeği ve sulama ile oluşan tarladan yirmide bir,
yağmurla sulananlardan onda bir zekât verilmesi farzıdr. Maal’esef zamanımızda,
ürünlerin zekâtı unutulmuş gibidir. (Tarım ürünlerinin ve diğer helâl kazançların
zekâtları ile ilgili olarak Bakara Sûresi, 267’ye ve Enam Sûresi, 141’e bakınız)
Zekât, malın bereketini artırır. Nitekim şu Âyette bu durum açıkça
bildirilmektedir: “Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak
bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat
kat verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” Bakara, 261.)
Müslüman can ve malın emanet olduğuna inanır ve bunu kalbine yerleştirirse,
yeri geldiğinde ikisini de Allah Teâlâ yolunda feda etmekten çekinmez. Kârun gibi
her şeyi kendinden bilirse, malı ile beraber yerin dibine geçirilebilir! Sonu ise
ebedi Cehennem’dir! (Kasas, 76- 88’e bakınız.)
1725 Ebu Bekir (radıyallâh anh’ın hayatı). , s. 39. Yazarı, Doç. Dr. İbrâhîm Sarıçam.
1726 Kütüb-i Sitte Tercümesi, 14/113.
1024
“İnsanların dünyaca en mes’udlarını, adî oğlu adî oluşturmadıkca kıyamet kopmaz.”1727
Rasûlüllâh (aleyhisselâm) bir gün: “Genç-lerinizin fıska
(ahlâksızlıklara) düştüğü, kadınlarınızın azgınlaştığı zaman haliniz
ne olur?” diye sormuştu. Yanındakiler hayretle: “Ey Allâh’ın Rasûlü,
yani böyle bir hal mi gelecek?” dediler. “Evet, hatta dahada beter!”
buyurdu ve devam etti: “Emribi’l-marufta bulunmadığınız (İslam'ın
emirlerini anlatmayı bıraktığınız), nehyiani’l-münker yapmadığınız
(haramlara engel olmadığınız) zaman haliniz ne olur?” diye sordu.
(Yanındakiler) “Yani bu olacak mı?” dediler. “Evet, hatta daha da
beter!” buyurdular ve oradakiler sormaya devam ettiler. “Kötülüğü
emredip, İslam'ın emirlerinin uygulanmasını yasakladığınız zaman
haliniz ne olur?” Yanındakiler: “Ya Rasûlüllâh böyle şeyler de
olacak mı?” dediler. rasül-ü Ekrem, “Evet, nefsim kudret elinde olan
Allâh’a yemin ederim ki bunun daha fenası olacak. Allâh Teâlâ
şöyle buyuruyor: “Zatıma kasem ettim; onlara öyle bir fitne ve bela
veririm ki, hâlim olanları da şaşırır.”1728
“Her bir kabileyi (Müslüman ülkelerini), o kabilenin
münafıkları idare etmedikçe kıyamet kopmaz.”1729
“Bu ümmetin son zamanlarında cami kapılarına bile lüks
binitlere binerek gelen birtakım insanlar türeyecektir. Onların
kadınları giyinmiş çıplaktır. (Üzerlerinde elbiseleri olacak ama o
elbiseler dar veya incedir.) Başları üzerinde (saçları) zayıf horasan
develerinin hörküçleri gibidir. Onlara lânet ediniz. Çünkü onlar
mel’undurlar. Şâyet sizden sonra bir ümmetin daha gelmesi
mukadder olsa idi, diğer ümmetlerin kadınlarının size hizmet
ettiği gibi, sizin kadınlarınız da onlara hizmet ederlerdİ.1730
1727 Age., 14/132.
1728 İhyau Ulumi’d-Din Tercümesi, 2/766; Kütüb-i Sitte Tercümesi, 13/242.
1729 Kütüb-i Sitte Tercümesi, 13/271.
1730 Müstedrek, Hâkim, 4/436.
1025
“Ümmetimden birtakım topluluklar müşrik olmadan (Allâh’tan
başka kanun ve emir koyucular benimsemeden) kıyamet kopmaz. Yine
ümmetimden bazı toplululklar puta tapmadan kıyamet kopmaz.”1731
“Beni hak olarak gönderene yemin ederim ki, yere batma,
mesh olma (domuz veya maymuna dönüşme) ve gazf olmadan (iftira
atma olayları çoğalmadan) dünya sona ermez. Bu olayların olduğu
devirde kadınlar, eğere (ata, merkebe, bisiklet veya motorsiklete)
binerler. Şarkıcı kadınlar ve yalancı şahidler çoğalır, şarap çokça
içilir. “1732
Abdullah İbn-i Abbas rivâyet etmiştir: Rasûlullâh
(aleyhisselâm) şöyle buyurdu: “Şunlar kıyamet alametlerindendir:
Beş vakit namazın terk edilmesi, (Allâh’ın kanunları bırakılıp) arzu
ve heveslerin ortaya koyduğu hükümlere ve kanunlara uyulması.
İdarecilerin zâlim ve hain olmaları ve onların yardımcılarının da,
dini kaideleri çiğnemeleri. Selman dedi ki: Annem babam senin
yoluna feda olsun ya Rasûlâllâh! Bunlar muhakkak olacak mı ya
rasülâllâh? Dedi ki: Evet: Ya Selman! o zaman doğru kişi yalanlanır,
yalancı kişi doğru kabul edilir. Güvenilir kişi ise hain ilân edilir. Ya
Selman o zaman da yalan bir sığınma aracı olur. Zekât zarar ve ceza
olarak görülür. Muhakkak ki insanların o zaman en zelil ve hakir
görüleni güvenilir kişidir ki: Bu tip bir kişi, insanlar içinde korku
ve tedirginlik içinde dolaşır. O zamandaki güvenilir bir kişinin
kalbi, kederinden ve üzüntüsünden adeta suyun içinde tuzun
eridiği gibi içinde erir ve bu korkuyu gidermeye gücü yetmez.
Ya Selman! O zaman yağmur öfkeye dönüşür ve afetlere ve
büyük zararlara sebep olur. Çocuklar da adeta öfke fıçısı haline gelir
ve ailelerinin ve toplumun başına bela olur. (Başkalarına zarar
vermeyi ve hayâsızca davranışları huy haline getirirler.) Haraç vergisi
ve arazi ürünlerinin öşürünü (zekâtını) vermek, zarar veya ceza
1731 Age., 4/449. Aslında putları öne sürenler, onlara değil, nefislerine tapar!(Yunus, 28)
1732 Age., 4/437.
1026
ödeme gibi ağır gelir. Mali yönden varlıklı olmak, üstünlük ve şeref
sebepi sayılır.
Ya Selman! İşte o zamanda erkekler erkeklerle, kadınlar
kadınlarla tatmin yoluyla yetinirler. Kadınlar, eğeri olan vasıtalara
binerler (at, bisiklet ve motorsiklete binmek kadınlar arasında
yaygınlaşır.) İşte o zaman, Allâh’ın lâneti, ümmetim vasıtasıyla
(ümmetimin dili ile) onların üzerine olsun...
Ya Selman! Bu haller vuku bulduğu zaman kişi annesine ve
babasına eziyet yapıp kırıcı davranırlar. Arkadaşına ise iyilik ve
ihsanda bulunur. Kötülükleri ve haramları önemsemezler ve
sakıncasız şeyler olarak görürler. (Selman) “Bu da olacak mı Ya
rasüllAllâh!” dedi. “Evet.” dedi.
Ya Selman! O zamanda mescidler, kilise ve havralar gibi çeşitli
şekillerde süslenir ve minberler yükseltilir ve uzunlaştırılır. Saflar
çoğalır, kalpler ise birbirine buğuzla doludur. Düşünceleri ve hak
diye savundukları görüşleri Birbirlerine zıttır. (Zira ölçüleri Kur’ân ve
sünnet değildir.) Onların her biri dinlerini dillerine dolayıp dururlar
(İslâm adına konuşup fetva verirler). Allâh tarafından nimet verilirse
şükreder, verilmediğinde ise küfrederler (nankörlük yaparlar).
(Selman) “Bu da olacak mı? (Rasûlüllâh Efendimiz)” “Evet.” dedi.
Ya Selman! O zaman, genç tüyü bitmedik delikanlılar bakire
kız ve cariye gibi kıskanılır ve kadınlara dünürlük yapıldığı gibi
onlarla ilgi kurulmaya çalışılır. (Selman) Bu da olacak mı? “Evet, Ya
Selman!”
O zaman ümmetimin erkekleri, altın ve gümüş (kolyeler,
yüzükler ve bilezikler) ile süslenirler. (Yine) O zaman doğudan ve
batıdan topluluklar gelir (ve İslam'a zıt yaşam şekilleri getirirler) de,
ümmetim onlara yağcılık yapar. Aralarında ki (dini yaşantısı)
kuvvetli olanlar tarafından; batılın uygulamalarına meyleden
kişilere yazıklar olsun. Ve yine Allâh tarafından da, o zayıf ruhlu
kişilere yazıklar olsun.
Ya Selman! O zaman da Kur’ân-ı Kerîm, altın ve gümüşlerle
süslenir ve Kur’ân-ı Kerîm’i müzik makamına benzer bir makamla
Tüm Hakları Saklıdır
BAŞA DÖN